Megan Kanunu

Ceza hukukundaki düzenlemelerin en büyük problemini "Megan Kanunu" çerçevesinde ele alıyoruz. Toplumu korumak adına suçluların kimliklerini ifşa etmek nasıl sonuçlar doğurabilir?4 min


21

Komşuluk günümüzde herkes için farklı anlamlara gelmeye başladı. Kimisi için “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”  yani sadece mekânsal bir paylaşım değil aynı zamanda dert ve sevgi paylaşımıdır. Kimisi için ise çoktan yitip giden bir değerdir.

Karşı dairesinde oturan kişilerin adını soyadını bu yazıyı okuyan kaç kişi söyleyebiliyor? Apartmanınızdakilerle en son ne zaman bayramlaştınız? Bayramlarda komşuların çocukları gelir diye kimler bayram şekeri hazırlıyor? En son ne zaman komşunuzla çay kahve içtiniz?

Kentleşme ve modernleşme sürecinin hızlanmasıyla beraber kentlere göç başladı ve yukarıda sıraladığımız tüm soruların cevapları çoğumuz için olumsuz hale geldi. Özellikle metropolleşme nedeniyle bilmediğimiz, tanışık olmadığımız, muhtemelen çok büyük coğrafi ve insani kısmıyla hayatımız boyunca karşılaşmayacağımız kalabalıklar halinde yaşamaya başladık. İnsanlar birbirine yabancılaştı, güven duygusu yok oldu. Bu dönemlerde büyüklerimizden “Sokakta düşüp yuvarlansak kimse dönüp bakmaz’’ lafını daha sık duyar hale geldik.

Post modern hayat içinde her şeyin çok hızlı tüketildiği, değiştiği ve hayatın hızlı yaşandığı günlerde bu durumdan ilişkiler de etkilendi ve insanlar bazı değerleri de tüketip yitirdi, ben merkezcilik ön plana geldi. Artık kimlerle yaşıyoruz, evimizin önündeki kaldırımdan kimlerle beraber yürüyoruz, apartmanın kapısından her gün kimlerle giriyoruz? Tüm bunlardan bihaber olabiliyoruz.

Megan kanunu da içinde komşuluk ilişkisini barındıran bir olaydan meydana gelmiştir. Kanun, 1994 yılında New Jersey Eyaleti’nde gerçekleşen bir olaya dayanmakta ve ismini de bu olaydan almaktadır. Adı geçen eyalette Megan Nicole Kanka isimli yedi yaşındaki kız çocuğu, ‘’komşusu’’ Jesse Timmendequas tarafından kandırılıp cinsel istismara maruz bırakıldıktan sonra öldürülmüştür. Yargılama sürecinde bu kişinin daha önce de mağdurları arasında çocukların bulunduğu, cinsel suçlardan dolayı mahkûm olduğu ve ev arkadaşlarının da yine cinsel suç mahkûmiyeti olan kişiler olduğu anlaşılmıştır. Resmi mercilerin bu bilgilere sahip olmasına rağmen çevredeki aileleri uyarmamış olmaları büyük bir toplumsal tepkiye yol açmış ve böylece Megan Kanunu’na giden süreç başlamıştır.

Megan Kanunu, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1996 yılında çıkarılan ve belirli cinsel suç faillerinin özel bir sicile kaydedilmesini ve özellikle bu sicil bilgilerinin kamuyla paylaşılmasını içeren, bu hususta eyaletlere düzenleme yapma yükümü yükleyen federal bir kanun olmuştur. Böylece eyaletlerin, bilhassa çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarını işleyen failler hakkında sicile kayıt suretiyle sağladıkları bilgilerin, toplumun korunması bakımından gerekli olan kısımlarının (mağdurun kimliğine dair olanlar hariç) kamuya açılması öngörülmüştür.

İlk okuduğumuz zaman güven verici bir kanunmuş gibi geliyor yani özellikle komşuluk ilişkilerinin azaldığı bu dönemlerde komşunuzun önceden işlemiş olduğu çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarını siciline bakıp bilmek ve buna göre önlemler alacağınız düşüncesi sizi rahatlatsa bile Megan Kanunu yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Kanun gereği yapılan bilgilendirmelerle panik duruma sokulan ailelerden, adeta polisiye görev üstlenmelerinin beklendiği, hukuki açıdan ise özellikle bilgilerin kamuya bildiriminin kişinin aynı fiilden dolayı ikinci kez cezalandırılması anlamını taşıdığı, kişileri kayıt süresi boyunca ilave bir yargılama olmadan halen tehlikeli olduklarını ima ederek damgaladığı, eski dönemlerdeki küçük düşürücü, ömür boyu damgalayıcı cezaları andırdığı, o kişiyi toplumun ve insanların gözünde damgalamaktansa rehabilite edilmesi gerektiği gibi gerekçelerle gerek eyalet gerekse federal düzeyde Anayasaya aykırılık iddiasıyla mahkemelerin önüne gelmiş, ancak bu davalar reddedilmiştir.

Gerçekten de Amerikan Adalet Bakanlığının konuyla ilgili internet sitesine girildiğinde, herhangi bir isim veya adres bilgisi üzerinden birçok cinsel suç failinin fotoğrafına, şahsi bilgilerine, mahkûm olduğu suça dair verilere, güncel adresine ulaşabilmektedir. Her ne kadar bunun bir ceza olmadığı, toplumun korunması ve suçun önlenmesi açısından bir tedbir olduğu ileri sürülse de kişisel bilgilerin internet üzerinden ilgili-ilgisiz herkese açık hale getirilmesi, kişinin yeniden topluma kazandırılması noktasında amaca uygun olmadığı gibi, kanunun faili daha çok kışkırtıp kızdıracağı ve saldırganlığını arttıracağına yönelik bir eleştiri de vardır ve kanunun toplumu koruma amacıyla da orantılı değildir. Bu bilgilerin kötüye kullanılması her zaman mümkündür.

Böyle bir kanun ülkemizde uygulansa ne olurdu ? Linç kültürü yaygın olduğu için kaçınılmaz olarak linç doğurur, insanlar kendi içlerinde adalet sağlamak isteyebilirler bu da faile karşı diğer insanların suç işlemesine yol açabilir. Diğer insanlar faile karşı suç işleyince de yeni failler doğar. Ayrıca kişi cezasını çektikten sonra hatta rehabilite olup kendini düzelttikten sonra bile bu megan kanunu kişinin yeni bir hayata başlamasını tamamen engeller niteliktedir. Kişinin sicilinin kirli olması yetmezmiş gibi toplumdaki insanlar da o kişiden uzak duracaktır. Ayrıca böyle bir kanun failin ailesinin de kötü duruma düşmesine yol açar, toplum onları da bünyesinden uzaklaştırır. Tecavüzcünün oğlu, kızı vs. gibi tabirlerle suçsuz aile fertlerinin de hayatı olumsuz etkilenir. Buna karşılık ülkemizde ayrı bir cinsel suç sicilinin tutulması yine de birtakım avantajlar sağlayabilir. Elde edilecek verilerin sağlayacağı istatistiki bilgilere ve buna dayalı bilimsel değerlendirmeler ışığında cinsel suçlulukla mücadelede daha sağlıklı bir politika izlenebilir. Kişisel olarak da suçta tekerrürü önleyici bir etki doğurabilir.

Tüm insanlar hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Dolayısıyla Megan Kanunu’nun bir takım faydaları olsa bile olumsuz yanlarını düşündüğümüzde cinsel suç faillerinin psikolojik ve psikiyatrik açıdan incelenerek tasnif edilmesi, özellikle sübyancı (pedofil) denilen failler açısından dürtü-kontrol terapisi gibi tedavi tedbirlerine ağırlık verilmesi daha insancıl ve önleyici olacaktır.

Kaynakça

  • Dursun, Selman. “Özellikle Mağduru Çocuk Olan Mükerrir Cinsel Suç Faillerine Karşı Toplumun Korunması Bağlamında Megan Kanunu Hakkında Soru ve Cevaplar.” Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi 2.1-2 (2014): 235-240.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

21

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.