Suç Ve Ceza Romanı İle Suç Kavramına Bakış

“Eğer yaptığım gerçekten doğruysa? Bir Napolyon olmak istedim, bu nedenle onu öldürdüm…”3 min


60
65 Paylaşım, 60 Beğeni

Suç, toplumsal düzenin bozukluklarına karşı bir protesto mudur? Hayat koşulları ve çevresel faktörler, suçun oluşmasında ana sebeplerden midir? Yoksa suç, kişinin orman kanununu benimseyip gücünü kanıtlamaya çalışmasının bir sonucu mudur?

Bu konu yüzyıllardır farklı kişiler farklı görüşlerce açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış, Dostoyevski de en çok okunan başyapıtı olan “Suç ve Ceza”nın başkahramanı Raskolnikov aracılığıyla okuyucuyu sorgulamaya itmiştir.

Kitap, eski bir hukuk öğrencisi olan Raskolnikov’un kendisinin de uzun bir süre emin olamadığı birtakım sebeplerle tefeci bir kadını öldürüp soygun yapması ile başlar. Her ne kadar soygunu başarıyla tamamlasa da çaldığı paraların ne kadar olduğunu hesap dahi etmeden bir taş altına saklayarak tek bir kuruşuna bile dokunmaz.

Bunun üzerinde birçok kişinin kafasında “Peki amacı para çalmak değilse ne?” sorusu canlanır. Bunun cevabını bulabilmemiz için Raskolnikov’un suça ilişkin görüşlerini incelememiz gerekiyor.

Raskolnikov, suça ilişkin görüşlerini kendi bulduğu bir teori ile açıklar: “İnsanlar doğa yasaları gereğince, genellikle iki bölüme ayrılırlar: Birinciler (sıradanlar), yani kendi gibi olanların çoğalmasına araç olanlar, doğaları gereği uysaldırlar, boyun eğerek yaşarlar ve boyun eğmeyi severler. İkinci bölümdekilerse (olağanüstüler) sürekli olarak yasaları çiğnerler, yıkıcıdırlar. Bunların işledikleri suçlar doğaldır ki, son derece çeşitli ve görecelidir; ama büyük çoğunluğu, birbirinden apayrı nedenler ileri sürerek daha iyi şeyler adına şimdinin yıkılmasını isterler. Bunların ülkülerini gerçekleştirebilmeleri için, cesetlerin, kan göllerinin üzerinden atlamaları gerekse, bence kendilerine bu izni vicdan rahatlığıyla verebilirler. Birinci bölümdekiler hep bugünün, ikinci bölümdekilerse hep yarının efendileridir. Birinciler dünyayı korur ve sayıca çoğaltırlar; ikinciler dünyayı hareket ettirirler ve onu bir amaca yöneltirler.”

Raskolnikov’un bu teorisine göre; kurucu, yasa koyucu liderlerin çoğu birer kan dökücü olmak zorundadırlar.

“En eskilerden başlayıp, Likurg, Solon, Muhammed, Napolyon ve sonrakilerle sürüp giden insanlığın tüm kurucuları başka hiçbir nedenle değilse bile, yalnızca yeni yasalar koydukları, toplumun kutsal saydığı eski yasaları çiğnedikleri için ayrımsız hepsi birer suçluydular.”

Peki Raskolnikov bu teorisiyle olağanüstüler olarak adlandırdığı ikinci gruba suç işleme hakkını kendince verirken kendini de bu gruba dahil etmiş miydi? Kendini çağının Napolyon’u düşünerek suç işleme düşüncesini kafasında meşrulaştırmış mıydı? Kaldı ki Raskolnikov gerçekten çağının Napolyon’larından biri olsa bile gerçekten böyle bir hakkı olabilir miydi?

Raskolnikov da cinayeti işlerken neden işlediğinden tam olarak emin değildi. Zaman zaman çevresel koşulların etkisiyle, yoksulluk nedeniyle bu cinayeti işlediğine inanmak istedi. Belki de gerçekten yaşadığı kasvetli odanın, yoksulluğunun, aile yaşantısının bu suça etkisi olmuştu ama kuşkusuz asıl neden kafasının içerisinde dolaşıp duran teorisiydi. Kendince suç işleme hakkı verdiği olağanüstülerden biri olmak istemişti. Sıradan olup olmadığını kendine ispatlamak istiyordu. Sonunda bunu kendisine de itiraf etti: “Beni bu cinayete sürükleyen başlıca sebep paraya duyduğum gereksinim değildi; çünkü paraya duyduğum gereksinimim, bütün başka şeylere olan gereksinimimden daha fazla değildi. Bütün bunları şimdi anlıyorum… Bütün o yollardan tekrar geçecek olsam sanırım bu cinayeti tekrarlamazdım. O sıralar öğrenmek istediğim bambaşkaydı. Ben de herkes gibi bir bit miydim yoksa bir insan mı? Önüme çıkan engeli aşabilir miydim, aşamaz mıydım?”

“Eğer yaptığım gerçekten doğruysa? Bir Napolyon olmak istedim, bu nedenle onu öldürdüm…”

Raskolkinov yaşadığı buhranla iki kadını öldürüp soygun yapmakla Napolyon, Solon, Likurg olabileceğini; kendine sıradan bir insan olmadığını kanıtlayabileceğini düşündü. Oysa kendisi ne Napolyon gibi devleti adına savaşıyor ne de Solon gibi ideal devlet oluşturmak adına reformlar yapıyordu. Yasalara tamamen ters olan hukuk anlayışı, sıradanlar-olağanüstüler teorisi, kendisi dahil belli bir grup insana suç işleme hakkını tanıması onu dönüşü mümkün olmayan bir yola sokmuştu. Ama her ne olursa olsun kendisini, hayata bakışını değiştirdiğinde farklı birisi olabilecekti. Kitabın en sonlarında suçunu itiraf etmesi ve cezasını çekmeye başlamasının ardından da farklı biri olma yolunda ilk adımını atmış oldu.

“Raskolnikov dirilmişti, bunu biliyordu, yenileşen varlığıyla bunu çok iyi hissediyordu. Her şeyin değişmesi gerekmiyor muydu artık?”

Dostoyevski kitabı şu sözlerle bitirir: “Ama burada yeni bir öykü başlıyor, bir insanın yavaş yavaş yenilenmesinin, yeni bir hayat bulmasının, bir dünyadan başka bir dünyaya geçmesinin, hiç bilmediği yepyeni bir gerçekle tanışmasının öyküsü…”


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

60
65 Paylaşım, 60 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
1
lol
omg omg
3
omg
fail fail
0
fail
love love
7
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri