Adaletin Korunmasında Bağımsız Savunmanın Rolü

Avukatlar tarih boyunca köle kullanmadılar, ancak hiçbir zaman efendileri de olmadı - Molierac 5 min


64

Giriş

Dünya tarihi birçok mesleğe ev sahipliği yapmıştır. Ancak belki de en kadim mesleklerden biri olan avukatlık mesleğinin tarihçesi, çileli ve uzun bir yoldan oluşmaktadır. Bu gün çoğu insanın temkinle yaklaştığı bu meslek, “şeytanın avukatlığından” daha fazlasıdır. Ütopik toplum hayaliyle yaşayanların bile farkında olduğu tek bir gerçek vardır: Kötü insanlar her zaman aramızda olacaklar. Şiddet tekelini elinde bulunduran devlet karşısında savunma yapabilecek durumda olmayan bireylerin, “kötü” kalıbının her gün farklı bir biçime evrildiği bir dünyada savunulması sorunu, göz önünde tutulması gereken bir gerçektir. İşte avukatlık mesleğinin yüceliği de burada yatmaktadır ve tarih boyunca ihtiyaç duyulan bir kurum olma niteliğini korumuştur.

Modern Avukatlık Mesleğinin Tarihçesi

Latince “advocatus” sözcüğünden türetilen ve savunucu anlamı taşıyan avukat sözcüğü, hak ve yasa işlerinde, isteyenlere yol göstermeyi; mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse demektir.[1] Modern anlamda avukatlık, 13. yüzyılın sonlarında gelişmeye başlayan ve lonca çerçevesinde örgütlenen 800 yıllık bir geleneği içinde barındırmaktadır.[2]

Medeniyetin sektörlerinden biri olan avukatlığın tarihi, Eski Yunan’a kadar uzanmaktadır. Ancak mesleğin modern anlamda gelişim gösterdiği yer Avrupa olmuştur. Kıta Avrupası’nın engizisyon mahkemelerinde verdiği insanlık dışı sınava İngiltere dahil olmamış ve Magna Carta ile birlikte “common law” sistemi İngiltere’de kabul gören hukuk düzeni halini almıştır. Bununla birlikte İngiltere’nin günümüzdeki uzman ve bağımsız avukatlar (Barrister ve Solicitor) olarak ikili ayrıma geçmesi 18. yüzyılda ortaya çıkan bir durum olmuştur. Fransa’da ise Ortaçağ’a kadar Roma Hukuku’ndan gelen prosedürlerle yapılan avukatlık mesleği, Ortaçağ’da Engizisyonun yıkıcı etkisiyle asıl işlevini yitirmiştir. Ancak Fransız Devrimi sonrasında, imtiyazlı sınıflar oluşturan locaların yıkılması ve modern anlayışın egemen olmasıyla birlikte, mesleğin bağımsız olması düşüncesi, kamusallık tarafı, mesleki saygınlık, reklam yasağı gibi günümüzde de geçerliliğini koruyan ve birçok tartışmaya sebep olan olgular gün yüzüne çıkmıştır. Almanya özelinde de gidişat, değişimlerle birlikte hız kazanmış ve hukuk devleti teorisinin anavatanı olmasının da etkisiyle, 1878 tarihli Avukatlık Yasası’nın çıkarılmasından sonra serbest avukatlık, imparatorluk düzeyinde uygulanmaya başlanmıştır.

Türk hukuk sisteminde ise Tanzimat öncesi dönemde avukatlık müessesesinin varlığından söz etmek zordur. Bunun en önemli nedeni olarak gıyap müessesesinin uygulanmaması gösterilmektedir. Ancak Tanzimat ile birlikte başlayan batılı tarzda kanunlaştırma hareketleri ile yabancı avukatlar, mahkemelerde vekillik görevini üstlenmişler ve hatta 1878 yılında İstanbul Barosu’nu kurmuşlardır.[3] Bununla birlikte avukatlık ile ilgili yapılanCumhuriyet Dönemindeki ilk kanuni düzenlemenin 3.4.1924 tarihli ve 460 sayılı ‘‘Muhamat Kanunu’’ olduğunu belirtmekte fayda vardır. İlgili kanunda geçen “muhammat” kelimesi ise 1926 yılında “avukatlık” olarak değiştirilmiştir. 1969 yılına gelindiğinde ise hala yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Türk hukukundaki yerini almıştır.

Kamu Hizmeti mi Serbest Meslek mi?

Avukatlık Kanunu’nun 1. Maddesinde belirtildiği üzere, yargının kurucu unsurlarından olan avukat, mesleğini kamu hizmeti ve serbest meslek prensiplerine uygun bir biçimde icra eder. Kamu hizmeti olmasının altında yatan sebep, adalet hizmetini yerine getirmesidir. Kamu ihtiyacının karşılanması ve kamu menfaatinin sağlanması amacıyla yapılan işlemler, Alman Hukuku’nda olduğu gibi Türk hukuk düzeninde de kamusal hizmet çerçevesinde değerlendirilmektedir.[4] Bu bakımdan avukatların yürüttükleri faaliyetler, kamu ihtiyacı ve menfaatinin sağlanması unsurlarını barındırdıkları için kamu hizmeti olarak değerlendirilir. Bu yüzden söz konusu faaliyet çerçevesinde kar amacı güdülmemesi için reklam yasağı ve avukatlık ücretine ilişkin belli başlı kısıtlamalar bulunmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, Kanunun lafzında avukatlığın “serbest meslek” statüsünde olduğu zikredilmiştir. Serbest meslek, ilmi veya mesleki bilginin ilgili alanda kullanılması şeklinde yürütülür ve bağımsızlık prensibine dayanmaktadır. Avukatlık açısından ise benzer ilkelerden söz edilebilir. Örneğin avukat, devlete bağlı olarak çalışmamaktadır ve aldığı yüksek eğitim çerçevesinde bilgilerini hukuki alana özgüleyerek mesleki faaliyetini gerçekleştirmektedir.

Bağımsız Savunma, Özgür Toplum

Bağımsızlık, avukatlık mesleğinin özünde yatan bir husustur. Esasında serbest meslek olmasının bir diğer sebebi de bağımsızlık prensibine dayalı olmasıdır.  Avukat, herhangi bir makamdan emir almadığı gibi, idari makamlara ve hatta müvekkiline karşı bağımsızlık prensibine dayalı bir ilişki kurar. Yargının kurucu unsurlarından olan savunmanın temsili, onurlu ve bir o kadar da yürütülmesi güç bir olgudur. Müvekkilin lehine faaliyet yürütmekle birlikte, yürüttüğü faaliyetin hukuka aykırı olmaması gerekir. Bu sebepledir ki avukat, bağımsız savunmaya zarar getirmemek adına, müvekkilin verdiği her türlü yönergeyi uygulamaz ve tamamen müvekkiline bağlı bir şekilde çalışmaz.

Modern hukuk düzeninin kabul ettiği en önemli olgulardan biri olan demokratik özgürlük ilkesi, bağımsız savunmanın güçlü kılınmasıyla gerçekleştirilebilir. İnsanlık tarihindeki mücadelelerin birçoğu hak arama uğruna yapılmıştır. Bu yolda girişilen her türlü çaba, özgürlük ilkesi bakımından değerli olmuştur. Demokratik toplumun mihenk taşlarını oluşturan hak arama özgürlüğü de, bağımsız savunma sayesinde ayakta kalmaya devam etmektedir. Avukatlık Yasası’nın 1. Maddesinde de yargının kurucu unsuru olarak tanımlanan avukat, yüzyıllardır kimseden emir almadan insan hakkı savunuculuğu görevini yürütmektedir. Bu çerçevede avukatın yaptığı meslek, özgür bir toplum yaratılması noktasında geleceği şekillendirmekte ve bağımsız savunma ilkesi sayesinde ayakta kalmaktadır.

Sonuç

Çağdaş hukuk düzeninin egemen olduğu toplumlarda dahi hukuka aykırı eylemlere ve insan hakları ihlallerine rastlanmaktadır. Uygarlık tarihine bakıldığında, hukuksuz eylemlerin karşısında avukatların olduğu ve bu mesleği icra ederken zorlu yollardan geçtikleri açık ve net bir şekilde  görülmektedir. Mohandas Gandhi, Mandela, Abraham Lincoln, Clare Foltz gibi isimlerin avukatlık mesleğini yürütürken attıkları her adım cesurcaydı. Dünya tarihinde değişimin simgesi olan birçok avukat, medeniyete yaptıkları sonsuz katkılar sebebiyle dönemin iktidarları tarafından tutuklanmış, eziyet görmüş ve öldürülmüştür. Ancak savunmanın en önemli insan haklarından biri olduğunu bilen avukatlar, hiçbir güç karşısında ezilmemiştir ve hukuk mücadelesinde sembol olmuşlardır.

Günümüz dünyasında avukatlık mesleği, saygın bir meslek dalı kabul edilmekle birlikte, birçok problemle karşı karşıya gelmektedir. Hukuk devleti olmanın en önemli gerekliliklerinden biri olan bağımsız yargının gerçekleştirilmesi, bağımsız savunmanın güçlendirilmesi ile mümkündür. Bu çerçevede avukatlık mesleğinin, yargının olmazsa olmazı olan savunma makamını temsil ettiğinin farkına varılmalı ve avukatlara karşı toplum nezdinde yaratılan negatif değer algısı yok edilmelidir. Savunmanın özgürce yapılabildiği toplumlarda refahın, mutluluğun ve en önemlisi insan onuruna ilişkin değerlerin üstün konumda olduğu tekrar hatırlanmalı ve Dünya Avukatlar Günü’nün, bağımsız savunma hedefinin gerçekleştirilmesiyle kutlu olabileceği anlaşılmalıdır.

Dipnot

[1] https://sozluk.gov.tr/

[2] Payen, F. (1935)Baro, (çev.) Özkent A.H. Arkadaş Basımevi, İstanbul

[3] https://istanbulbarosu.org.tr/FooterContent.aspx?ID=1&Desc=Tarih%C3%A7e

[4] Derbil, Süheyp, Kamu Hizmeti Nedir?, Cilt:07 Sayı:03, 1950

Kaynakça 

  • Bozkurt, Argun, Avukatlık Mesleğinin Tarihçesine Bir Bakış, Ankara Barosu Dergisi, 2018
  • İnanıcı, Haluk, Türkiye’de Avukatlık İdeolojisi, Toplum Bilim Dergisi2000
  • Coşar, Vedat, Ahsen, Avukatlık Mesleğinin ve Baroların Tarihsel Gelişimi, Ankara Barosu Dergisi, 2018
  • Demir, Şamil, Avukatlık Kariyeri Üzerine Düşünceler, Ankara Barosu Dergisi, 2009, s. 61-69
  • Derbil, Süheyp, Kamu Hizmeti Nedir?, Cilt:07 Sayı:03, 1950
  • Elçi, Mehmet Harun, Geçmişten Geleceğe Avukatlık
  • Akgündüz, Ahmet, İslam ve Osmanlı Hukukunda Gıyapta Yargılama Müessesesi, Belleten, 1986, 169-199.

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

64

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.