Covid-19 Hastalığı Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılarak çalışma hayatına da üst düzey etki etmiş ve ülkemizde de genel düzenleyici kararlar ile esnek çalışma saatlerinden, hafta sonu çalışma yasaklarına kadar pek çok şekilde etkisini göstermiştir. İş sağlığı ve güvenliği hukuku açısından Covid-19’un yayılmasını önlemek amacıyla da iş yerlerinde önlemler alınmış özellikle hastanelerde sağlık çalışanları için pek çok koruyucu tedbir gündeme gelmiştir. Bu noktada Covid-19 hastalığının iş kazası veya meslek hastalığı bakımından değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır. Bu konu son günlerde de çok sık tartışılmakta olup virüse bağlı oluşan hasarlar iş kazası olarak nitelendirilebilecektir. Peki bu hastalığı meslek hastalığı olarak nitelendirmek mümkün mü?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 14. Maddesinin 1. Fıkrasına göre ‘’Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.’’ denmiştir. Meslek hastalığının kapsamında bulunan sigortalı kişiler ise kanunda sayılmıştır. Hizmet akdi ile çalışanlar (4/a), kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları (4/b), ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışanlar, intörn öğrenciler, tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar gibi meslek grupları belirtilmiştir.
Peki bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için taşıması gereken şartlar nelerdir? Bir hastalığın melek hastalığı kabul edilip tazminata konu oluşturması için belli başlı şartlar vardır ve bu şartları sağlamayan hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilemez.İlk şart meslek hastalığı taşıdığı iddia edilen kişinin ‘sigortalı’ olması durumudur. Eğer işçi sigortalı değilse bile meslek hastalığı tespit davası ile hem sigortalılık hem de meslek hastalığı tespit edilebilir. İkinci şart, hastalığın mesleğin yürütüldüğü esnada oluşması gerekliliğidir. Yani meslek hastalığı ile işçinin yaptığı iş arasında bir illiyet bağı olmalıdır. Üçüncü şart; meslek hastalığının işçinin belli bir devamlılık arz eden çalışma sürecinde ortaya çıkmasıdır. Keza aniden veya tesadüfen gelişen bir olay neticesinde işçinin bedenen veya ruhen zarar görmesi ‘iş kazası’ olarak nitelendirilecektir. Son şart ise; meslek hastalığının, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Yönetmeliği ve Tüzüğü’nde yer alan hastalıklardan biri olması zorunluluğudur. Bunun belirlenmesi SGK Raporu ile yahut meslek hastalığı tespit davası ile gerçekleşir.
Meslek hastalığı ile iş kazası arasındaki en önemli fark; tekrarlanan bir sebeple çalışanın yapmış olduğu işin koşullarından ve bu koşullara maruz kalma nedeniyle ortaya çıkmasıdır. Dolayısıyla iş kazası, aniden veya kısa bir zaman diliminde; meslek hastalığı ise uzun bir zaman diliminde ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkış nedenleri farklı olan “iş kazası” ve “meslek hastalığı”, iki ayrı risk olarak kapsama alınmıştır ve söz konusu her iki risk grubu farklı özelliklere sahiptir.
Meslek hastalıkları Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nün 5. maddesinde tasnif edilerek ana başlıklar halinde düzenlenmiştir. Covid-19 bu listeye dahil değildir. TTB’nin yaptığı açıklamaya göre; İstanbul’da 960’ı hekim olmak üzere toplam 2005 sağlık çalışanının Covid-19’a yakalandığı bilgisine ulaşılmıştır. Bu da ülkedeki sağlık çalışanlarının Covid-19’un meslek hastalığı sayılması talebini dile getirmesi ve bir yasa teklifi sunulmasına sebebiyet vermiştir. Meclis Sağlık Komisyonu’nda tüm partilerin temsilcilerinin ortak görüşüyle Covid-19’un sağlık emekçileri için meslek hastalığı sayılması kabul edildi.
Covid-19’un meslek hastalığı sayılması konusunda tartışma yaratan en önemli konu şartlardan biri olan hastalığın meslek icra edilirken bulaşmış olması gerekliliğinin kanıtlanamaması halidir. Virüsün hastanede çalışırken alınmış olması konusunda illiyet bağı gerekir ve bunun ispatı istenmektedir. İlliyet bağının varlığı, Meslek Hastalıkları Listesi ile ortaya konulmaktadır. Zira hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı, Meslek Hastalıkları Listesi ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda sigortalının yakalandığı hastalık, Meslek Hastalıkları Listesinde yer alıyor ve çalışması ile bağı kurulmuş ise illiyet bağının varlığını ispata gerek kalmayacaktır. Sağlık Bakanlığının Meslek Hastalığı Genelgesi’nde illiyet bağının ispat yükünün sağlık çalışanlarına yüklenmiş olması çok tepki görmüştür.
Covid-19’un meslek hastalığı sayılmasında sağlanan belli hakların kazanımı söz konusudur. Bunlar; sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması, gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesidir.
Covid-19 maruz kalımı için en yüksek riskli meslek grubu sağlık çalışanları olarak kabul edilmiştir. Öğretide bir görüşe göre; bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için, yapılan işin niteliğinden kaynaklanan bir sonucu olması gerekir. Sağlık çalışanlarının yaptıkları işin niteliğinin Covid-19’a sebebiyet vermediği düşünülür. Fakat diğer bir görüşe göre ise, sağlık çalışanları bakımından COVID-19 hastalığı, çalışanların hastane ortamında virüse yakalanmış olmaları halinde meslek hastalığı olarak değerlendirilmelidir. İşin yürütümü gereği hastalarla çok yakın temas halinde olmaları, sağlık çalışanlarını riskli gruba dâhil etmektedir. Bu sebepledir ki sağlık çalışanları bakımından illiyet bağı daha kolay kurulabilir.
COVID-19’un meslek hastalığı olarak sayılması açısından konunun sağlık çalışanları için ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir.
[zombify_post]
Elinize sağlık, çok açıklayıcı olmuş.