1981 Japonya’sında, bir motosiklet fabrikasında çalışmakta olan işçi bir robot, başka bir çalışanı, kendisine yönelik bir saldırıda bulunuyor şeklinde algılayıp, kendi varlığını koruma doğrultusunda harekete geçmiş ve tehdit olarak gördüğü işçiyi, dişli bir makinenin içine iterek ortadan kaldırmıştır. İşçi, robotun bu hareketi sonucunda, olay yerinde hayatını kaybederken robot, görevini ifa ettiğini algılayıp (mission is completed) işine devam etmiştir.
Olayda dikkat çeken husus, robotun kendi varlığını korumak amacıyla saldırıda bulunma hareketidir. Bu da TCK’nın 25. maddesinde yer alan meşru müdafaa hükmünü akla getirir. Robotların bu hükümden yararlanması söz konusu olabilir mi? Yapay zeka ile teknolojik tekillik yakalandığında meydana gelebilecek olası zararlardan dolayı robotların cezai ve hukuki sorumluluğu akla ilk gelen konu oldu ve hukukçular bu sorunu çözmeye robotlara verilebilecek hukuki statüyü tartışarak başladı. Nitekim yapay zekanın günün birinde insanoğlundan daha ileri bir seviyeye geleceği düşüncesi singularity (teknolojik tekillik) olarak ifade edilmektedir. Bu sebeple robotların hukuken belirlenmiş bir kişiliğe sahip olması şarttır. Bir robotun hak ve yükümlülükleri olması için onun hukuken tanınan bir süje olması gerekir. Robotların ceza hukuku süjesi olması demek sorumluluğun yanında bir de hak sahibi olması demektir. Peki bu mümkün olabilir mi? Gelin tüm bunları bir değerlendirelim.
Konuyu ceza hukuku düzleminde uygulanacak yaptırımlar formatında süje olarak sadece insanı baz alan hukuk sistemimizin cezalar konusunda aksi bir düşünceye sahip olabileceğini düşünmek pek de mümkün görünmemektedir. Yaptırımlarımız tam anlamı ile insana yöneliktir ve caydırıcılık, önleyicilik, ıslah fonksiyonları sadece bireyler üzerinde tecelli edebilecek kuvvettedir. Öyle ki tüzel kişilerin cezai sorumluluklarını dahi kabul hukuk sistemlerinde yaptırımlar, tüzel kişinin üyeleri, ortakları, yöneticileri üzerinde etki doğurmakta ve finansal malvarlıkları etkilenmektedir.
Anayasal anlamda koruma altına alınan bireylerin yaşama özgürlükleri, vücut bütünlüklerinin korunması hakları ile beraberindeki üstün insan onuru algısı, robotlar açısından da korunmuş olarak nitelendirip parçalarının sökülmesi, bozulmaları bedeni yaptırım ya da ölüm cezası olarak nitelendirilebilip anayasal hak ihlali teşkil edebilecek midir? Tüm bunlar çerçevesinde, robotların mevcut durumda cezalandırmayı algılayamayacakları ve sonuçlarını kavrama yeteneğini haiz olamayacaklarını anlamış olmakta neticede mevcut ceza hukuku sistemimizde yer alan yaptırımlarımızın da bu anlamda yetersiz kaldığıını, olası bir sorumluluk atfında yeniden düzenlemesi gerektiğini beyan edebilmekteyiz.
Tüm bunların yanında robotlara uygulanabilirlikleri bakımından, hukuka uygunluk hallerini(meşru müdafaa, ıztırar hali…) düşünmek yerinde olacaktır. Bu değerlendirme sürecinde, özellikle meşru müdafaa açısından orantılılık ve hakkın ihlali koşullarını yapay zekaya özgülemede zorluk yaşayacağımız ve yaşadığımız aleni bir şekilde ortadadır. Öyle ki yapay zekalı makinelerin anayasal bağlamda temel hak ve özgürlüklerinin, vücut bütünlüğü, mal varlığı, yaşama haklarının olup olmadığı dahi tartışılması gereken problemler arasında yerini almakta iken meşru müdafaanın koşullarının değerlendirilmesi açısından, hakkın ihlalinin gerçekleşip gerçekleşemeyeceği büyük bir soru işareti olarak yerini bir müddet korumaya devam edecektir. Orantılılık fonksiyonuna ilişkin değerlendirmelerde ise yapay kol, zeka, kalp, organ vb. ürünlerin, insan karşısında daima üstünlük arz edeceğini göz önünde bulundurmamız gerektiği aşikar bir şekilde ortadadır.
Elimizde yapay zekaya yönelik tek kurallar bütünü olan Asimov’un Üç Robot Yasası’na başvurduğumuzda;
- 1- Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
- 2- Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
- 3- Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.
- 0- Robotlar, tüm insanlığa zarar veremez ya da eylemsiz kalarak insanlığın bütününe zarar gelmesine göz yumamaz.
Üçüncü yasayı meşru müdafaanın bir koruyucusu olarak nitelendirmemiz gerekecek midir; yahut bunu göz önünde bulundurduğumuzda orantılılığı sağlamak hususunda, hangi hukuki fiillerden yola çıkmamız önem arz edecektir? Robotların enerji kaynaklarına, malvarlıklarına, vücut bütünlüklerine yönelik saldırılar olduğunda, temel hak ve özgürlükler bağlamında değerlendirip müdafaa etmelerine izin vermemiz mecburilik teşkil etmekte midir? Herhangi bir hukuki sorumluluk atfında, hukuka uygunluk hallerinde, bu yasayı göz önünde bulundurarak suç oluşmamıştır sonucuna ulaşıp haklarında beraat kararı vermemiz ne şekilde hukuki kabul edilebilecektir? Yapay zekalara yönelik, elimizde mevcut olan tek bir yasa olması nedeni ile Asimov’un 3 Yasası’nı değerlendirme altına alıp hukuka uygunluk bahsinde bu gerekçeyi ileri sürmemiz ve beraat kararı vermemiz hukuka uygun düşecektir.
Mevcut konum itibarı ile henüz teknolojinin bu seviyesinde iken yapay zekaların, programlandıkları amaç dışında bir gayeye yönelmelerinin söz konusu olmadığını ve bu nedenle de suç faili olarak nitelendirilemeyeceklerini kabul etmek yerinde olacaktır. Keza, Türk Ceza Kanunu’muzun yirminci maddesinde de izah edildiği gibi; “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Bu nedenle temel hak ve özgürlükleri koruyan ceza hukuku sistemimizde, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulması gerekçesi ile yazılımcı, üretimci ve kullanıcıların kendi fiillerinden ve amaca ulaşmak adına izledikleri yoldan, robotların sorumlu tutulamayacaklarını (irade ve özgür karar alma yetileri olmadığı için) iddia etmek mevcut koşullar çerçevesinde kabul edilmesi gereken en makul görüşü oluşturmaktadır. Ceza hukuku sistemimizin, benimsemiş olduğu, kanunilik ilkesi gibi kat’i ve katı ilkeler çerçevesinde açığa çıkmakta olan bu sonuç, mevcut düzlemde bizi hukuka uygun olan görüşe net bir şekilde yönlendirmektedir. Keza ceza hakimine, hukuk hakiminden farklı olarak hiçbir şekilde hukuk yaratma şansı tanımayan hukuk sistemimiz doğrultusunda da benimsenmesi gereken en makul görüş bu şekilde ortaya konmaktadır.
Kaynakça:
• Aydemir, Melisa, “Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması”, Suç ve Ceza, S: 4, 65-68.
• Altunç, Sinan, “Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku”
• Ben Robot, Isaac Asimov, Çev. Ekin Odabaş, 2016, İthaki Yayınları
0 Yorum