Covid 19 salgını ile beraber dünya genelinde ortak problemler baş göstermeye başladı, dünyanın dört bir yanında sağlık sistemi sorunları , ekonomik sorunların yanı sıra yargı süreçlerinde aksamalar söz konusu oldu. Mart ayında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid 19 salgını nedeniyle mahkemeler/adliyeler kapatılmaya başladı ve bir çok duruşma ertelendi. Bu yaşanan hadise, mahkeme hizmetlerinin aksamaması amacıyla alternatif çözümlerin aranmasına neden olurken, bir çok ülkede yargı hizmetlerinde teknolojiye geçişler hızlandı. Her ne kadar yargı hizmetlerinin yavaşlaması ile beraber adalete erişim büyük ölçüde azalsa da bu noktada daha cesur adımlar atılarak daha erişilebilir, iyileştirilebilir, sürdürülebilir yargı hizmetlerini oluşturulmasına da neden oldu.
ABD’de Yaşanan Gelişmeler
Hukuk profesörü, yazar Richard Susskind “The Future of Courts” adlı makalesinde yargı sisteminin bu süreçte karşılaştığı sorunları; yeterli düzeyde hizmet sağlanamaması, büyük uyuşmazlıklarda, ağır cezaya ilişkin suçlarda alternatif çözümlere gidilememesi, salgın öncesinde de bir problem olarak değerlendirilen mahkemelerin iş yükünün salgının sebep olduğu ertelemeler ile daha da artması şeklinde özetlemiştir. Öte yandan en genel problemi ise “Adalete Erişim” sorununun salgın ile daha da büyük ve ciddi boyutlara ulaşması olarak ifade etmiştir. Suskind makalesinde “Organisation for Economic Cooperation” (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) tarafından yayımlanan rapor ile önemli ve şaşırtıcı bir istatistiği de gözler önüne sermiştir. Rapora göre küresel olarak insanların yalnızca %46’sı yasaların koruması altında hayatlarını sürdürmekte olup, buna karşılık çoğu mahkeme sarsıcı bir iş yükü altında çalışmalarını sürdürmeye devam etmektedir. Uzun süredir yargı hizmetlerinde dönüşüm üzerine çalışan Susskind, hizmetlerin dönüşümde teknolojinin rolünün mevcut çalışma düzenini desteklemek ve geliştirmek üzerine değil mevcut düzeni elden geçirerek, değiştirmek olduğunu savunmaktadır. Hukukçular için teknoloji genellikle otomatikleşme/otonomlaşma ile bağdaşsa dahi teknoloji ile yapılabileceklerin bunun çok daha ötesinde olduğunu dile getiren Suskind’e göre bu gün çevrimiçi mahkeme olarak karşımıza çıkan mahkemeler otomasyon örneği olmanın ötesine geçememekte olup, mevcut mahkeme sisteminde Zoom, Google Teams gibi uygulamaların kullanılması paradigmada bir değişikliğe sebep olmamaktadır. Bu nedenle uzaktan mahkemeler geleneksel mahkemelerin varyasyonları olmanın ötesine geçememektedir.
Covid 19 salgınının dönüştürücü etkisiyle birlikte, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir çok yargıç salgın öncesinde devam eden teknolojinin mahkemeye salonlarına adaptasyonu üzerine olan çalışmalarını hızlandırdı. Salgın yalnızca bu süreci hızlandırmakla kalmayıp aynı zamanda halka daha iyi, erişilebilir bir hizmet nasıl verilebilir sorusunu akıllara getirdi.
Michigan Yüksek Mahkemesi 2020 Mart ayında hızlı bir hamle ile çevrimiçi mahkemeler için gerekli ekipmanları hazırladı ve mahkemenin idari ofisi çevrimiçi duruşma standartlarına yönelik bir yönerge yayımladı. Bu yönergede, sanıkların fiziksel olarak duruşma salonunda bulunma haklarından feragat edebilecekleri, bu kişilerin video ile görüntülenmesinin mümkün olabileceği ifade edilirken, müvekkillerin ve avukatların Zoom uygulaması üzerinden ara odalar aracılığı ile görüşmelerini nasıl gerçekleştirebileceği de açıklandı. Mahkemelerin ABD’de çevrimiçi duruşma sistemine hızla adapte olması, teknolojinin mahkeme salonlarında kullanılmasına ilişkin salgın öncesinde de çalışmaların sürdürülmesinden kaynaklandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim 2017 yılında Legal Servives Corp. Tarafından yayımlanan rapor düşük gelirli Amerikalıların %86’sı karşılaştıkları medeni hukuk problemleri karşısında yeterli profesyonel hukuki yardım alamadığını ya da hiç bir hukuki yardım alamadığını gözler önüne serdi. Bu rapor üzerine 2018 yılında Amerika’nın Utah eyaletinde, Utah baro başkanı John Lund ve Utah yüksek mahkemesi yargıcı Himonos’un öncülüğünde, tüketici odaklı, erişilebilir ve uygun fiyatlı hukuk hizmetlerinin temelleri atılmıştı.
Bir başka eyalet Louisiana’ da ise uzun zamandır özel sektörde sıkça kullanılan teknolojilerin mahkeme salonlarında kullanımına ilişkin çalışmalar sürdüren yargıç Scott Schlegel’in adalete erişimi kolaylaştırmak amacıyla teknolojiyi yakından takip etmesi Covid 19 salgını sürecinde adalet sistemini çalışır halde tutmasına yardımcı oldu. Salgın sürecinde çeşitli hukuk teknolojisi şirketleri ile birlikte çalışan Schlegel LawDroid CEO’su Tom Martin ile mahkeme tarafından denetimli serbestlik ile salınan kişileri kontrol etmek ve hızlı bir şekilde iletişim kurmak amacıyla bir Chatbot geliştirdi. Bu sayede Covid 19 nedeni ile getirilen yüz yüze görüşme kısıtlamasına teknoloji temelli bir çözüm bulunmuş oldu. Çoğu insan tarafından günlük olarak kullanılan çevrimiçi uygulamalar yardımı ile salgın sürecinde adalete erişimin aksamasını engellenmiş oldu. Çevrimiçi olarak duruşmaları gerçekleştirebilmek için “zoom” uygulamasını kullanırken, çevrimiçi formlar oluşturmak için ise “documate” gibi uygulamalardan yardım aldı. Nitekim salgın öncesindeki dönemde, duruşmalarını düzenlemek amacıyla bir çevrimiçi takvim sistemi kullanan Schlegel salgının baş göstermesi ile beraber bu çevrimiçi takvimini, video konferanslara entegre ederek avukatlara ön duruşmaları video aracılığı ile yürütülebilmesine olanak sağlayarak bir adım öteye taşımış ve adından söz ettirmiştir.
Mahkeme binalarının kapatılmasına ilişkin olarak ABD’de getirilen bir diğer çözüm ise courtonline.us internet sayfası olmuştur. Bu internet sayfası aracılığı ile 24. Bölge Mahkeme yargıçları ile video konferans görüşmeleri gerçekleştirilebileceği gibi aynı zamanda bireysel savunma yapmak isteyen vatandaşlara da çeşitli hukuki kaynaklar sağlanmıştır. Çevrimiçi sistemler ve uygulamalar aracılığı ile mevcut sorunlar ekonomik olarak daha uygun, daha anlaşılabilir şekilde çözümlenmesine yardımcı olurken, hukukçu olmayan vatandaşlar için ise kendi dava süreçlerini takip edebilme imkanı sağlamıştır.
Türkiye’de Yaşanan Gelişmeler
Türkiye’ de ise salgın sürecinde mahkemelere erişimin aksaması ve adliyelerin kapanması ile Adalet Bakanlığı bünyesinde e-Duruşma sistemi geliştirilmiştir. Şu an için pilot uygulama olarak 15 Eylül 2020 tarihinde hayata geçirilen bu sistem üzerinden avukatlar bulundukları yerden çevrimiçi olarak taraf oldukları Hukuk Mahkemesi duruşmalarına katılım sağlayabilmektedir. Avukatlar duruşmanın gerçekleşmesinden 24 saat öncesine kadar UYAP platformu üzerinden e-Duruşma talebi bulanabilmekte olup talebin onaylanması ile birlikte duruşma saatinde e-duruşma gerçekleştirebilmektedirler. Nitekim Covid 19 salgını öncesinde adalete erişimi kolaylaştırmak amacıyla 2017 yılında eArabulucu sistemi Türkiye’dehizmete sunulmuştur. Bu sistem sayesinde hukuki uyuşmazlıklarda çevrimiçi uyuşmazlık çözümü sunulabilmektedir. Mobil uygulaması da bulunan eArabulucu sistemi ile kullanıcılar akıllarına takılan soru ve sorunlarını, Türkiye’nin ilk yapay zeka hukuk asistanı eMin’e yönelterek hukuki destek alınabilmektedir. Kullanıcılar arabulucuk başvurularını çevrimiçi olarak gerçekleştirebilmenin yanı sıra çevrimiçi olarak her an belge yükleyebilmekte ve çevrimiçi imza, çevrimiçi güvenli ödeme hizmetlerinden de yararlanabilmektedir. Pilot uygulama olarak hayatımıza dahil olmaya başlayan e-Duruşma sisteminin de eArabulucu sisteminde yer alan özelliklere yakın zamanda sahip olacağı beklenmektedir.
Covid 19 salgını ile birlikte, salgın öncesindeki dönemde de hukukçuların gündeminde olan alternatif uyuşmazlık çözümleri ve adalete erişim sorunlarına yönelik çözümlerin aciliyeti ve önemi herkesçe görülebilir hale gelmiştir. 2020 yılı bize gösterdi ki, yargı sisteminin teknolojiye adaptasyonu noktasında kaçamak cevapların bırakılması ve fiziksel olarak mahkeme salonunda bulunulması gerekmeyen davalarda çevrimiçi mahkeme sistemine geçişin hızlanması gerekmektedir. Her ne kadar bir çok faaliyetimizi hızlandıran teknolojilerin yargı hizmetlerine dahil olması gerektiğini savunsak dahi bu tür bir değişimin/dönüşümün getirdiği riskleri de göz ardı etmemeliyiz. Mahkemeler bu gün için halen temel adaletin sağlandığı yerler olarak varlıklarını sürdürmelidir. Birinci kuşak çevrimiçi mahkemelerden sonra gelecek dönemde yapay zekanın dahil olduğu tahmin sistemlerinin geleceği öngörülse dahi bugünkü gelişmeler ışığında ikinci kuşak çevrimiçi mahkemeler için önümüzde en az on yıl olduğu genel görüş olarak kabul edilmektedir. Ancak dünyayı etkisi altına alınan Covid19 krizi dikkate alındığında, çevrimiçi mahkemelere geçişten başka seçenek sunmayan bu süreç gibi yapay zekalı tahmin sistemlerine sahip ikinci kuşak çevrimiçi mahkemelere geçişin de beklenmedik ve ani şekilde gerçekleşebilecek olması ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Şu an için çevrimiçi mahkemeler ses/video ile dinleme, görüntüleme gibi basit çözümler sunarak geleneksel sistemi temel anlamı ile değiştirmese de ilerleyen dönem için güzel bir başlangıç olarak değerlendirilebilecektir.
–
Kaynakça
- https://edurusmabilgi.adalet.gov.tr/e-durusma-nedir
- https://rayp.adalet.gov.tr/resimler/468/dosya/e-durusma-avukat-kullanim-klavuzu05-11-202014-11.pdf
- https://sgb.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/1032021104609ADALET%20BAKANLI%C4%9EI%202020%20YILI%20FAAL%C4%B0YET%20RAPORU%20.pdf
- https://earabulucu.com/
- https://thepractice.law.harvard.edu/article/the-future-of-courts/
- https://www.abajournal.com/magazine/article/2021_legal_rebels_courting_change
[zombify_post]
0 Yorum