Hayvan hakları, insan harici hayvanların kendilerine ait bir özerkliğe sahip oldukları ve acıdan kaçınma, yaşama gibi temel çıkarların tıpkı insanların temel çıkarları gibi korunması gerektiğini savunan hukuk dalıdır. Hayvan hakları kavramı, insan harici hayvanların insan amaçlarına uygun düştüğü biçimde kullanılabilecek birer eşya olmadığı, kendi arzuları ve ihtiyaçları olan bireyler olarak muamele görmeleri gerektiği anlamına gelir. Pratikte, hayvanların insancıl muamele görmelerinin gerekli olduğu gibi, hayvanların da tıbbi ve kozmetik deneylerde kullanılmasının, eti ya da derisi için öldürülmesinin, eğlence için avlanmasının ve hayvancılık sektöründe ham madde ya da kaynak olarak kullanılmalarının hayvan hakkı ihlalleri olarak tanımlanması anlamına gelecektir.
Hayvan hakları savunucuları, hak kavramının yalnızca insana haiz olmasının ahlak dışı olduğunu öne sürerek yalnızca insan haklarının olduğu bir hukuki bakış açısını “türcülük” olarak sıfatlandırmaktadır. Hayvan hakları kavramı, hayvanların insanlar tarafından kullanım şartlarında iyileştirmelere ve yasal bazı düzenlemelere gidilmesini öneren hayvan refahı kavramıyla karıştırılmamalıdır.
Dünyada, Jainizm, Taoizm, Hinduizm, Budizm, Şinto ve Animizm gibi kültürel değerlerde hayvanlara kimi haklar tanınmaktadır. Batıda, John Locke (1632-1704) hayvanlara gereksiz yere zulmetmenin ahlaki açıdan yanlış olduğunu savunmuştur; Immanuel Kant (1724-1804) ise hayvanlara yönelik zararlı davranışların insanı zalimleştirdiğini ve diğer insanlara yönelik işlenebilecek şiddet eylemlerini kolaylaştırabileceğini öne sürmüştür.
Pragmatist Jeremy Bentham (1748-1832), hak kavramına karşı çıkıyor olsa da diğer varlıklara muamele etme biçimlerimizi belirleyen temel unsurun “hissedebilirlik yetisi” olması gerektiğini savunmuştur. Bentham’a göre, acı çekebilir olma yetisinin bu acıya eşit muameleyi gerekli kıldığını öne sürmüş, bir edimin ahlaki değerine karar verirken bu eylemden etkilenecek acı çekebilen her varlığın acısını dikkate almamız gerektiğini savunmuştur. 1789 yılında yazmış olduğu “An Introduction to the Principles of Morals and Legislation” isimli kitabında bu görüşünü şöyle ifade etmiştir:
“Yetişkin bir at ya da köpek, ussal kapasitesi ve iletişim yetileri bakımından, bir günlük, bir haftalık, hatta bir aylık bir bebekle kıyaslanamayacak kadar gelişmiştir. Kaldı ki öyle olmadığını farz edelim, bunun ne önemi olurdu? Asıl soru, ‘akıl yürütebiliyorlar mı’ ya da ‘konuşabiliyorlar mı’ değil, ‘acı çekebiliyorlar mı’ sorusudur.”
Günümüz felsefesinde, hayvanların ahlaki statüsüne ilişkin görüşler iki ayrı kaynaktan beslenmektedir: Pragmatizm temelli görüşler ile hak temelli görüşler.
Pragmatist hayvan hakları temsilcisi Peter Singer’dır. Hak temelli hayvan hakları görüşün temsilcileri ise Tom Regan ve Gary Francione’dur. Yararcı görüşler eylemlerin ahlaki statülerini tekil eylemin o eylemden etkilenebilecek herkes açısından sonuçları bağlamında yargılamayı savunurken hak temelli görüşler ahlaki eylemlerin neticelerine göre değil belli ahlaki ilkelere göre değerlendirilmesi gerektiğini savunur.
Peter Singer’ın hayvan hakları üzerine kaleme almış olduğu “Hayvan Özgürleşmesi” isimli kitabına göre, insan çıkarları ve hayvan çıkarlarının eşit gözetilmemesi için geçerli herhangi bir sebep yoktur. Bir fare de bir insan da işkence görmek istemez. Öte yandan Singer, tıpkı öncüsü Bentham gibi haklar fikrini reddetmektedir. Singer’a göre, hayvanların geleceği tasavvur etme yetileri olmadığından bir hayvanı öldürmek, bu hayvanı herhangi bir çıkarından mahrum bırakmaz. Dolayısıyla Singer’ın savunusu daha çok insanların hayvan kullanımları esnasında hayvanların koşullarını düzeltmeye odaklanmaktadır.
Tom Regan, insan harici hayvanların bir yaşamın öznesi olduklarını ve bu sebeple haklara sahip olduklarını savunur. “The Case for Animal Rights” eserinin yazarı olan Tom Regan’a göre insanlar ahlaki eylemlerin failleridir ve yaptıkları eylemlerden sorumludurlar. Bir yaşamın öznesi olan insanlar ve insan harici hayvanlar ise diğer kişilerin eylemlerinden öznel olarak zarar görebilir oldukları için ahlaki müteessirlerdir. Regan, bu kavramsallaştırmadan yola çıkarak, Kant felsefesinde bulunan ve Kant açısından sadece insanları kapsayan “hiç kimse bir başkasının araçlarının amacı olarak kullanılamaz” ilkesini insan harici hayvanlara da genişletmek gerektiğini savunmaktadır. Bunun anlamı, hayvanlara yönelik muameleleri iyileştirmenin yeterli olmayacağı, olması gerekenin hayvanları insan amaçları için kullanmaktan vazgeçmek olduğudur.
Gary Francione, insanların ve diğer hayvanların ortak olarak sahip olmaları gereken bir temel hakkın olduğu fikrini ortaya atmıştır: Mal ve kaynak olarak kullanılmama hakkı. Francione’a göre hayvanlar açısından anlamlı herhangi bir değişim, toplumda ve yasalarda hayvanları insan mülkü olarak tanımlayan paradigmanın değişmesi ile mümkün olacaktır. Hayvanların insan kullanımı ve mülkiyeti altındayken koşullarını iyileştirme üzerine kurulu hareketin ise asıl problemi görünmez hale getirdiğini öne süren Francione, hayvan hakları savunucuları için ahlaki temelin “veganlık” olduğunu savunmaktadır. Hayvanlar insan mülkü olarak görüldüğü müddetçe herhangi bir muamele iyileştirme çabası mülk sahiplerinin çıkarları doğrultusunda gerçekleşecek, dolayısıyla her zaman sınırlı kalacak ve hayvanların mülk statüsünü pekiştirecektir. Bu yüzden hak savunucuları muameleleri iyileştirmeye değil, bu statüyü değiştirmeye odaklanmalı, bu sebeple öncelikle hayvanları kullanmayı kendi hayatlarından başlayarak sonlandırmalıdırlar. Günümüzde, Türkiye’de ve uluslararası alanda hayvan hakları şu şekildedir:
–
İngiltere
İngiliz hukukunda, hayvan hakları üzerine oldukça detaylı on dördü aşkın kanun ile yasal düzenleme bulunmaktadır. Evcil hayvanların korunmasından hayvanat bahçesi işletmelerinin düzenlemelerine kadar her konuda detaylı kanunlar bulunan İngiliz kanunlarında, hayvanlar “hissedebilen varlıklar” olarak kabul edilmektedir. Hayvanlara eziyet etmek, işkence, hayvanları dövüştürmek gibi durumlar suç kabul edilip 20.000 pounda kadar cezalandırılmakta veya 6 ay hapis cezasına çarptırılmaktadır. Hayvan satışı yalnızca belirli pet shoplarda yapılmaktadır ve pet shop işletmek de hayvanların bakımını düzenli olarak yapmak gibi koşullara bağlanmıştır. Üstelik, hayvan satışı yapan kişiler, şehirlerindeki yerel komisyondan lisans almak zorundadır. Lisansı olmayan bir hayvan satıcısından hayvan satın alan kişiler hakkında soruşturma açılmaktadır. Ayrıca, hayvanların tüm hayatı boyunca ve bir yıl içinde kaç kez doğum yapabileceği de kanun ile belirtilmiştir.
–
İsviçre
Hayvan hakları konusunda en çok ilerlemiş ülkelerden biri olan İsviçre’de de hayvanlar “hissedebilen varlıklar” olarak kabul edilmektedir. İsviçre Hayvanları Koruma Kanunu’na göre hayvanlara kötü davranan, hayvanları çok çalıştıran ve yeterince hayvanlarıyla ilgilenemeyen hayvan sahipleri suçunun büyüklüğüne göre para cezası veya üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. İsviçre kanunlarında, evcil hayvan sahibi olmak da kolay değil! Örneğin, köpek sahibi olmak isteyenler sahiplenmeden önce köpeğe bakabileceğine dair bir sertifikaya sahip olmak zorundadır. Ayrıca balıklar gibi sosyal hayvanların tek başına beslenmesi de yasaklanmıştır.
–
Avusturya
Avusturya, en sıkı hayvan hakları kanunlarından birine sahiptir. Öyle ki 2004 yılında kabul edilen kanuna göre, hayvanlar bakım ihtiyacı olan bireyler ile eşittir. Hayvanlara ağır korku dahil acı çektirmenin yasak olduğu Avusturya kanunlarında hayvanların sosyal bağ kurma ihtiyacı da incelenmiştir. Sosyal bağ kurma ihtiyacının ihlali bir suç sayılmaktadır ve cezası para cezası veya 1 yıla kadar hapistir. Avusturya’da bulunan her eyaletin Hayvan Koruma Ombudsmanı ve hükümet temsilcileri, üniversite temsilcileri ve Merkezi Hayvan Koruma Derneği temsilcisinden oluşan bir “Hayvan Koruma Konseyi” vardır.
–
Türkiye
Türkiye’de hayvan hakları24/6/2004 tarihinde kabul edilmiş 5199 kanun numaralı “Hayvanları Koruma Kanunu”nda düzenlenmektedir. Hayvanları Koruma Kanunu’na göre tüm hayvanlar eşit ve kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Buna rağmen, diğer ülkelerde bulunan “hissedebilen varlıklar” tanımına bu kanunda yer verilmemiştir. Bununla birlikte Hayvanları Koruma Kanunu’nda ve Türk Ceza Kanunu’nda hayvan hakları ile ilgili birçok eksiklik bulunmaktadır:
- 24/9/2004 tarihinde kabul edilmiş 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/2. maddesinde, hayvanlar “can” olarak değil de “mal” olarak görülmekte ve yalnızca “sahipli” hayvanlara zarar verilmesinin ceza olarak kabul edilmektedir.
- Türk Borçlar Kanunu’nun “Alıkoyma Hakkı” başlıklı altmış sekizinci maddesi şu şekildedir “Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir. Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.”
Bu madde, Yargıtay kararlarında çoğunlukla kırsal kesimlerde köpeklerin sürüye saldırması ve benzeri durumlarda kullanılıyor olsa da yoruma açık bir maddedir. Dolayısıyla daraltılmalıdır.
Hayvan haklarının ihlali üzerine işlenen suçlar için herhangi bir “hapis cezası” bulunmamaktadır. Ne yazık ki, hayvanlara eziyet eden, cinsel tacizde bulunan kişiler para cezası ödeyerek siciline işlemeksizin suçundan kurtulmaktadır. Ceza bedelleri her yıl Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ilan edilmektedir.
Bununla birlikte Türk Hukuku’nda hayvan hakları üzerine düzenlenmiş maddeler şu şekilde özetlenebilir:
- Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28. maddesine göre “Hayvan bakımı üzerine eğitim programlarına katılarak hayvan sahiplenenler sahiplendikleri hayvanların bakımını yapmak ile yükümlüyken eğitim almaksızın hayvan sahiplenenlere para cezası verilebilmektedir.”
- Hayvanları Koruma Kanunu’na göre (m. 4/k), söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür.
- Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez (Hayvanları Koruma Kanunu m. (5/7).
- 2017 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Hayvanları Koruma Kanunu’nun tasarı metninin beşinci maddesi şu şekildedir “Tasarı metninden: MADDE 5- 5199 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: ‘Madde 10- Ev hayvanı satış yerlerinde ev hayvanı bulundurulamaz, ancak bu yerlerde hayvan üretim çiftlikleri ve bakımevlerindeki hayvanların satışı yapılabilir. Akvaryum balıkları ve kuş türleri bu yasağın dışındadır.’
Ne yazık ki, bu yasak henüz ülke genelinde onaylanmamıştır. Bahsi geçen kanunun onuncu maddesinde: Satılan hayvanların sağlıklarının iyi, barındıkları yerin temiz ve sağlık koşullarına uygun olması; çiftlik hayvanlarının bakımı, beslenmesi, nakliyesi ile kesimi sırasında hayvanların refahının ve güvenliğinin sağlanması üzerine düzenlemelerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca çıkarılacağı; yabani hayvanların ticaretine ilişkin düzenlemelerin Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği; ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanların annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlü olduğuna; hayvanların ticarî amaçla film çekimi ve reklam için kullanılması ile ilgili hususlar izne tâbi olduğuna ve bu iznin Bakanlık tarafından yönetmelikle belirleneceği; hiçbir hayvanın acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde, film çekimi, gösteri, reklam ve benzeri işler için kullanılamayacağı; deney hayvanlarının ithalat ve ihracatı Bakanlığın görüşü doğrultusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlının iznine tâbi olduğu; hasta, sakat ve yaşlı durumda bulunan veya iyileşemeyecek derecede ağrısı veya acısı olan bir hayvanı usulüne uygun kesmek ya da ağrısız öldürme amacından başka bir amaçla birine devretmenin, satmanın veya almanın yasak olduğu düzenlenmektedir.
Kadıköy Belediyesi, 1 Nisan 2012 tarihinde Türkiye`de bir ilke imza atarak pet-shop`larda kedi, köpek ve tavşan gibi hayvanların satışını yasaklayan yasayı yürürlüğe koyan Kadıköy Belediyesi, yasaya uymayanları denetlemeye başladı. 1 Nisan 2012`de yürürlüğe koyulan yasaya uymayan pet shop`lardan sağlıksız koşullarda satılmaya çalışan hayvanları toplayıp barınaklara yerleştirdi. Üstelik, isteyenler Kadıköy Belediyesi`nin barınağını her gün 09:00-12:00 & 13:00-15:00 saatleri arasında ziyaret edebilir birbirinden güzel hayvanların gözlerinin içine bakıp onları sahiplenebilmektedir.
Beşiktaş Belediyesi de ilçe sınırları içinde hayvan ticareti yapılmasını engellemeye yönelik adımı, 2019 yılında resmen hayata geçti. Beşiktaş Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde evcil hayvan ticaretini Belediye Meclisi’nde aldıkları kararla yasakladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, 7 Eylül Pazartesi günü toplanan Beşiktaş Belediye Meclisi ilçe sınırlarında evcil hayvan satışının yasaklanması konusunda meclise bir öneri getirmişti. 11.09.19 tarihinde bu öneri kabul edilerek Beşiktaş ilçesi sınırları içerisinde evcil hayvan ticareti yapılması yasaklandı. Rıza Akpolat, 7 Eylül’de gerçekleşen Beşiktaş Belediyesi Meclis toplantısında “Göreve gelirken can dostlarımızı asla yalnız bırakmayacağımızı söylemiştik. İşte bu anlayışla, Beşiktaş’ta evcil hayvan ticaretini yasaklıyoruz” diyerek güzel bir işe imza attı.
Bildiğimiz üzere, Türkiye hem sokak hayvanlarının hem de evcil hayvanların sayıca fazla olduğu bir ülkedir. Dolayısıyla, pet shopların hayvanlara düzgün koşulları sağlaması ve bunun kontrol aşaması son derece önemlidir. Bu noktada yetkili kurum Orman ve Köyişleri Bakanlığı iken illerde ayrıca İl Hayvanları Koruma Kurulu da bulunmaktadır.
İl Hayvanları Koruma Kurulu, her ilde valinin başkanlığında yalnızca hayvanların korunması ve mevcut sorunların çözümüne ilişkin toplanmaktadır. Büyükşehir Belediye Başkanları, İlçe Belediye Başkanları, Belediye Başkanları, İl Çevre ve Orman Müdürü, İl Tarım Müdürü, İl Sağlık Müdürü, İl Milli Eğitim Müdürü, İl Müftüsü, Belediye Veteriner İşleri Müdürü, İl Veterinerlik Fakültesi Fakülte Temsilcisi, Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci, İl veya Bölge Veteriner Hekimler Odası’ndan bir temsilci katılmaktadır. Ayrıca, kurul başkanı gerekli gördüğü durumlarda konuyla ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlardan yetkili isteyebilmektedir. İl hayvan koruma kurulu sekretaryasını, il çevre ve orman müdürlüğü yürütmektedir. İl Hayvan Koruma Kurul’u, çalışmalarının sonucu ile önemli politika, strateji, uygulama, inceleme ve görüşleri Bakanlığa bildirir. Ayrıca, illerde temsilciliği bulunmayan kuruluş var ise il hayvan koruma kurulları diğer üyelerden oluşur. Kurul, kurul başkanı tarafından toplantıya çağrılır. İl hayvan koruma kurulunun çalışma esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ile belirlenmektedir (HKK m. 15).
İl hayvanları koruma kurulunun görevleri ve yükümlülükleri: Hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamak üzere; av ve yaban hayvanlarının ve yaşama alanlarının korunması ve avcılığın düzenlenmesi hususlarında alınmış olan Merkez Av Komisyonu kararlarını göz önünde bulundurarak:
- Hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek,
- İl sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plân ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almak,
- Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek,
- Hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak,
- İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak,
- Yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek,
- Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek,
- Hayvanları Koruma Kanunu’na göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmaktır.
–
Hayvan Haklarına İlişkin Örnek Bir Olay
Kahverengi Köpek Olayı

Joseph Whitehead’in yaptığı Kahverengi Köpek heykeli. Heyken 1906-1910 yılları arasında Battersea’de sergilenmiş, defalarca saldırıya uğramış ve sonrasında kaldırılmıştır.
Olay şu şekildedir: 1902 yılında İsveçli hayvan savunucusu feminist Lizzy Lind af Hageby (1878-1963) ve arkadaşı Lisa Shartau, Londra Kadın Tıp Fakültesi’ne tıp okumak üzere kaydolmuştur. Hageby ve Shartau’nun hedefi, hayvanlar üzerinde yapılan diri kesim uygulamaları hakkında geniş bilgi edinmektir. Bu eğitimden deneyimlerini, tıp eğitiminde deney için kullanılan hayvanlara yönelik zulme dair detayları “The Shambles of Science: Extracts from the Diary of Two Students of Physiology (1903)” isimli kitapta yayınlamışlardır. Bu kitapta son derece üzücü ve çarpıcı bir kısım vardır. Kahverengi Terrier cinsi bir köpek bilinci açıkken kesilmiştir. Bu olay araştırmacılar tarafından inkar edilmesine rağmen açılan davada mahkeme fakülteyi anestezi kullanmadığından suçlu bulmuştur.
1906 yılında, bu olaya atfen Battersea Parkında Joseph Whitehead tarafından yapılan bir köpek heykeli dikilmiş, altına da “İngiltere’nin kadın ve erkekleri, işler daha ne kadar zaman böyle sürüp gidecek?” yazısı yer almıştır. Bu heykel tıp öğrencileri arasında öfkeye sebep olmuş, heykele yönelik saldırılardan dolayı 24 saat polis koruması gerekmiştir. Ertesi yıl Trafalgar meydanında 1000 kadar tıp öğrencisi ile sendikacılar ve Süfrajet hareketi mensupları arasında bir çatışma çıkmıştır. İki yıl sonra bir gece Battersea konseyi heykeli ortadan kaldırmıştır.
Ayrıca, üç yıl önce Sakarya Sapanca’da bir yavru köpeğin kolları, bacakları ve kuyruğu kesilmiş ve maalesef hayatını kaybetmiştir. Hindistan’ın güneyinde bulunan Kerela eyaletinde hamile bir filin içine kestane fişeği yerleştirilmiş ve ardından bu fil de ölmüştür. Ne yazık ki bu konular ile ilgili herhangi hukuki bir işlem yapılamamıştır.
–
Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi
15 Ekim 1978 tarihinde Paris’te Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Merkezi (UNESCO) tarafından düzenlenen törende, “Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi (Universal Declaration on Animal Welfare)” okunmuştur. Daha sonra bu metin, 1989 yılında Hayvan Hakları Birliği tarafından tekrar düzenlenerek 1990 yılında UNESCO Genel Direktörü’ne sunulmuş ve aynı yıl halka açıklanmıştır. Öte yandan bu metin UNESCO tarafından tanınmış olmayıp yasal herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.* Bununla birlikte, metinde bazı hayvanlardan yük hayvanı gibi sıfatlarla bahsedilmesi ve hayvanların yaşam haklarından ziyade “acısız öldürülmesi” gibi ifadelerin yer alması hak kavramına aykırı düşmektedir. Hayvan Hakları Bildirgesi’nde hayvanların canlı olduğunu ve hayvan haklarının varlığını kabul eden bir bildirgedir. Hayvanlara zulüm etmeyi önlemek, hayvan refah standartlarını geliştirmek için önerilen bu uluslararası anlaşmada beraber yaşadığımız ve aynı dünyayı paylaştığımız hayvanların tıbbi ve kozmetik deneylerde kullanılması, derileri için vahşice öldürülmeleri, eğlence amaçlı avlanmaları veya bizi eğlendirmek amaçlı kötü muamele ile eğitilmeleri, hayvancılık sektörüne hayvan yetiştiren firmaların uygunsuz alanlarda besicilik yapması gibi ihlaller hayvan hakları tarafından denetlenmektedir.
Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi 14 maddeden oluşmaktadır:
1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremezler. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.
3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.
13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaktır.
14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükûmet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmaktadır.
Hayvan hakları, farklı ülkelerde farklı şekillerde düzenlenmektedir. Bize göre, hayvanların “hissedebilen canlılar” olduğu hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, biz insanların da biyolojik açıdan memeli hayvan grubuna giren ortalama 80 yıl yaşayan canlılar olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla, tıpkı insan hakları gibi hayvan haklarına da saygı gösterilmelidir. Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi son derece önem arz eden uluslararası bildirgedir. Tüm fertler tarafından bilinmesi gerekir.
–
Kaynakça
- Doğruluk Payı, “Türkiye ve Dünya’da Hayvan Hakları” https://www.dogrulukpayi.com/bulten/turkiye-ve-dunyada-hayvan-haklari?gclid=CjwKCAiAkJKCBhAyEiwAKQBCknlsxUrE57jFwZCvMqlUaOGr_ut_5JG2A0RUASYcqpFGq5s5vPvHhBoCT20QAvD_BwE
- Haluk AŞAR, “Hayvan Haklarına Yönelik Temel Görüşler ve Yanılgıları” Dergi Park; Kaygı Yayınları, 10.01.2018
- Sputnik News, “Beşiktaş Belediyesi, evcil hayvan TICARETINI RESMEN yasakladı.” https://tr.sputniknews.com/yasam/202009111042828706-besiktas-belediyesi-evcil-hayvan-ticaretini-resmen-yasakladi/#:~:text=Be%C5%9Fikta%C5%9F%20Belediyesi’nin%20il%C3%A7e%20s%C4%B1n%C4%B1rlar%C4%B1,Meclisi’nde%20ald%C4%B1klar%C4%B1%20kararla%20yasaklad%C4%B1.
- Trendus, “Kadıköy`deki pet-shop`larda satış yasağı başladı” https://www.trendus.com/kadikoydeki-pet-shoplarda-satis-yasagi-basladi-16167
- Vikipedi, “Hayvan Hakları”. (2021, February 21). https://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvan_haklar%C4%B1
- Vikipedi, “Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi”. (2021, February 18). https://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvan_Haklar%C4%B1_Evrensel_Beyannamesi
[zombify_post]
0 Yorum