“”
İnsan hakları; tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmasıdır. Günümüz T.C Anayasasının 12. maddesine göre; herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temek hak ve hürriyetlere sahiptir. Yine 1982 Anayasanının 10. maddesi gereğince de herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Diğer ülkelerin anayasalarında ve uluslararası sözleşmelerde de bu maddelere benzer maddeler benimsenmiş olsa da geçmişe baktığımızda böyle bir tablo göremeyiz. İnsanlar ten renklerinin farklılığından, kadın olmalarından, farklı bir inanç benimsediklerinden ve bunlar gibi birçok nedenden dolayı sadece insan oldukları için sahip olmaları gereken haklardan mahrum kaldılar ve geçmişe nazaran etkisini yitirse de bu nedenlerden dolayı ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyolar hatta devam ediyoruz.
Tarihte birçok kişi eşitliği, özgürlüğü, hakları için savaştı ve dünyada görmek istedikleri değişimin kendisi oldular. Nelson Mandela da beyazlarla siyahların eşitliğini istedi, insanların sadece ten renginden veya başka bir farklılığından dolayı ayrımcılığa uğramasını kabul etmedi ve Güney Afrika’da istediği değişimin öncüsü, özgürlük savaşçısı oldu. Şimdi kısa bir şekilde Mandela’nın özgürlük ve eşitlik yolunda verdiği mücadeleyi inceleyelim:
Nelson Mandela; 1918 yılında, bir kabile şefinin oğlu olarak Güney Afrika’da doğdu ve kendi kabilesindeki büyüklerin kendisine taktıkları Madiba lakabıyla tanındı.
Liseyi bitirdikten sonra hukuk eğitimi görmeye başladı ve 25 yaşındayken yerli halkın beyazlara karşı olan hak mücadelesini savunan Afrika Ulusal Kongresi’ne katıldı. Daha sonra bu kuruluşun gençlik kollarını kurarak hayatı boyunca mücadele edeceği eşitlik için ilk adımlarını atmış oldu. Hukuk fakültesini bitirdikten sonra ülkesinin ilk siyahi avukatı olarak mesleğin, ırk veya ten rengiyle belirlenemeyeceğini gösterdi.
“”

Zaman geçtikçe ırk ayrımcılığı azalmak yerine artmaya başladı. 1948 yılında Ulusal Parti’nin iktidara gelmesiyle Afrikaanca ayrılık anlamına gelen ve bir ayrımcılık politikası olan Apartheid uygulanmaya başlandı ve bu resmi devlet politikasına göre beyazlar en üst kademede yer aldı.
21 Mart 1960 yılında Güney Afrikalı güvenlik güçlerinin, siyahi protestoculardan oluşan bir gruba ateş açması sonucu 8’i kadın ve 10’u çocuk olmak üzere toplam 69 kişinin öldüğü Sharpeville katliamı gerçekleşti. Tüm bu yaşananlar Güney Afrika’daki ırkçılığın çok ciddi boyutlara ulaştığını kanıtlar nitelikteydi.
“”

“”
1962 yılına gelindiğinde mücadelesine ortak olacak insanlar bulmak için ülke dışına çıkan Nelson Mandela; döndüğünde izinsiz yurt dışına çıkmak, halkı kışkırtmak, sabojtalar ve suikastler düzenlemek iddialarıyla yargılandı. Halkın, tamamının temsil edilmediği ve beyazların temsil edildiği parlamentonun çıkardığı kanunlara uymak zorunda olmadığını savunmasına rağmen 1964 yılında, 46 yaşındayken ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Tüm insanların uyum içinde birlikte yaşadıkları ve eşit haklara sahip oldukları demokratik ve özgür bir toplum hayali hiç aklımdan çıkmıyor. Bu ideal uğrunda yaşıyorum ama gerekirse bunun için ölmeye de hazırım.
Güney Afrika’da direnişin daha da büyümesiyle birlikte yüzlerce insan öldürüldü, binlerce insan yaralandı fakat Mandela hapiste olmasına rağmen siyahlar için umut olmaya devam etti hatta beyazlar tarafından da destek görmeye başladı.
Uluslararası düzeyde ilk defa 1967 yılında Güney Afrika’da ırk ayrımcılığını savunan rejime karşı yaptırım uygulandı.
1990 yılında yani 71 yaşına geldiğinde devlet başkanı tarafından şartsız olarak serbest bırakıldı ve mücadelesine başlamasından itibaren zorluklar karşısında hiçbir zaman pes etmeyen Nelson Mandela, hayallerinin gerçekleşmesine bir adım daha yaklaşmış oldu.
Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.

“”
Mandela, sadece eşitlik istediği için uzun bir süre hapiste kalmasına rağmen hiçbir zaman kin beslemedi ve hapisten barış ile çıkarak herkese el uzattı. 1993 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü ve bundan beş ay sonra Güney Afrika tarihinde ilk kez tüm ırklardan adayların katıldığı demokratik seçimler düzenlendi.
10 Mayıs 1994 yılına gelindiğinde ömrünün 67 yılını özgürlük uğruna mücadele ederek geçiren Nelson Mandela, ilk siyah devlet başkanı seçildi. Böylece Apartheid yönetimi ortadan kalktı ve ırkçı uygulamalar son buldu.
Güney Afrika’da ırk ayrımcılığına son vermek; kimileri için sadece ütopyadan, gerçekleşmeyecek hayallerden ibaretti. Mandela ve destekçileri bu hayali imkansız görmediler, Güney Afrika’da tüm insanların uyum içinde birlikte yaşadıkları ve eşit haklara sahip oldukları demokratik ve özgür bir toplum yarattılar.
“Yapılana kadar her şey imkansız görülür.” -Nelson Mandela
“”
Bonus
Sharpeville katliamı gerçekleştiği acı gün yani 21 mart, UNESCO tarafından Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir.
“”
Kaynakça
“”
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Sharpeville_Katliamı
- https://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2013/12/130329_mandela_kimdir_yasam_oykusu
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Nelson_Mandela
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Apartheid
- https://bianet.org/bianet/siyaset/226047-biz-kanuna-baskaldirmayi-sectik
[zombify_post]
0 Yorum