Süresiz Nafakanın Kaldırılması Önerisi

Üzerinde iki yıldır çalışılan nafaka süresine ilişkin Adalet Bakanlığından geçtiğimiz günlerde bir öneri geldi. Öneriye göre, ödenecek nafakaların süresi için üst sınır 6, alt sınır da 2 yıl olsun denildi.4 min


56

Üzerinde iki yıldır çalışılan nafaka süresine ilişkin Adalet Bakanlığından geçtiğimiz günlerde bir öneri geldi. Öneriye göre, ödenecek nafakaların süresi için üst sınır 6, alt sınır da 2 yıl olsun denildi. İnsanları ikiye bölen bu tartışmayı gelin adım adım ele alalım. Öncelikle konuyu daha iyi anlamak adına yoksulluk nafakası nedir  kısaca bahsedelim.

TMK 175/1, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” hükmünü getirerek boşanma halinde eşlerden birinin, diğerinden yoksulluk nafakası istemesi imkanını tanımıştır.

Buna göre yoksulluk nafakasının şartları :

1-Taraflardan birinin talepte bulunması 

Hakimin , yoksulluk nafakasına karar verebilmesi için, yoksulluğa düşen eşin talepte bulunması gerekir. Talep olmazsa, hakim re’sen yoksulluk nafakasına karar veremez. Yoksulluk nafakası isteme hakkı, eşitlik kuralı gereği, hem kadına hem de erkeğe aynı şartlarla tanınmıştır.

2-Talep eden eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması

Yoksulluk nafakası talep edecek olan eşin, hiç kusursuz değil de daha az kusurlu olmasını arar. Talepte bulunanın boşanmada daha kusurlu olması, yoksulluğa düşmüş olsa bile, lehine nafakaya karar verilmesine engeldir. Kendisinden nafaka istenen eşin kusurlu olması aranmaz.

3-Nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşmesi

Nafaka isteyen eş, çalışma gücünden yoksunsa ve başka bir geliri ya da serveti de yoksa yoksulluk nafakasına hak kazanır. Yoksulluk nafakası isteyen eşin, emekli maaşı ya da malları varsa, bunların onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına bakılması gerekir.

Boşanma sonucunda düşülen yoksulluğun büyük olması gerekmez. Toplumdaki anlayışa göre, yoksul duruma düşmüş olma, normal ve vasat düzeydeki yoksulluk yeterlidir.

4-Takdir edilecek nafakanın , bunu ödeyecek olan eşin mali gücü ile orantılı olması

Ödeyecek olan eşin mali gücü, yoksulluk nafakasının üst sınırıdır. Başka bir deyişle, nafaka yükümlüsünün ödeme gücü, talepte bulunanın yoksulluk içinde olmaması için gereken miktardan az ise, hakim ödeme gücüne uygun olan miktara karar verir. Yükümlünün hiç ödeme gücü yoksa, yoksulluk nafakasına karar verilemez. Bunun  aksine, nafaka yükümlüsünün varlıklı olması, onun talep  edenin yoksulluğunu giderecek miktardan daha fazla nafaka ödemesine karar verilmesine esas olamaz. Çünkü yoksulluk nafakasının amacı, talepte bulunanı yoksulluktan kurtarmak, yani onun zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmasıdır; yoksa onun refah içinde yaşamasını ya da evli olduğu zamanki hayat seviyesini devam ettirmesini temin değil…

Ödeme gücünün tespitinde, sadece yükümlü olan eşin değil, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin (örneğin yeni eşi ve çocukları) de ihtiyaçları göz önünde bulundurulur.

Nafaka Süresi

MK 175’e göre, yoksulluk nafakası süresizdir. Bir başka deyişle taraflardan birinin ölümüne kadar devam eder. Kural bu olmakla beraber, MK 176/3 belirli hallerin bulunması durumunda nafakanın daha önce sona ermesini de öngörmüştür. İrat şeklinde ödenmesine karar verilmiş nafaka ya da tazminatın hakim kararıyla sona erme halleri, nafaka alacaklısının,  a)evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, b)yoksulluğun ortadan kalkması ve c)haysiyetsiz hayat sürmesidir.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında, AK Parti genel merkez yönetimi ve Meclis grup yönetiminin katıldığı online bir toplantı gerçekleştirildi. Adalet Bakanlığı nafaka süresini 6 yılla kısıtlayan bir öneri getirdi. Bakanlığın önerisinde, alt sınır da 2 yıl olarak öngörüldü. Toplantıda alınan kararlar şöyle:

  • Yapılacak düzenleme ile ömür boyu nafaka uygulamasına, bazı istisnalar hariç olmak üzere son verilecek.
  • Nafaka bağlanması için evlilik süresi, kadının yaşı, gelir durumu, çocuk olup olmadığı, tarafların kusur oranı gibi ölçütler dikkate alınacak.
  • Nafaka evli kalınan süre ile sınırlandırılacak. Ancak bu süre iki senenin altında olmayacak
  • Nafakanın üst sınırı hâkim takdirine bırakılacak,
  • Kadının yaşı, çalışamayacak durumda olması gibi şartlar söz konusu ise nafakada süre sınırı olmayacak. Bu durumdaki kadınlar ömür boyu nafaka alabilecek.
  • Evliliği sebebiyle işinden ayrılmak zorunda kalan ve bir daha o işine dönmesi mümkün olmayan kadınların nafakası da süresiz olacak.
  • Polis eşliğinde çocuk teslimi son bulacak. Bu konu Aile Bakanlığının sorumluluğuna verilecek. Çocuk teslimi pedagog eşliğinde yapılacak. İhtiyaç hâlinde kolluk kuvvetleri devreye girecek.
    İcra ile çocuk teslimi işlemleri sırasında anne ya da baba her seferinde bin lira civarında masraf ödüyor. Bu sebeple çocuk merkezleri oluşturulacak. Teslim işlemleri bu merkezlerden yapılacak.

Konuyla ilgili olarak kendi fikrimi paylaşmam gerekirse toplantı kararlarını incelediğimde belirlenen kural çerçevesinde nafaka borçlusunun, istisnalar çerçevesinde ise nafaka alacaklısının mağduriyetlerinin giderilmeye çalışıldığını ama genele baktığımızda daha çok borçlu lehine hazırlanmış bir öneri olduğunu ve adil olmadığını düşünüyorum. Malumunuz her ne kadar ciddi ilerlemeler sağlansa da ülkemizde hala kadın erkek eşitsizliği yadsınamayacak şekilde hakim. Bunu yapılan öneride nafaka alacaklısından kadın nafaka borçlusundan da erkek olarak bahsedilmesinden anlayabiliriz ve eminim ki çoğunuzun okurken kafasında canlanan roller de aynı şekildedir. O halde bu senaryoyu sürdürelim ve konuya kadınların penceresinden bakalım bir kere de. Günümüzde hala kızlarını ‘gerek görmediği’ için okutmayan, desteklemeyen, erken yaşta evlenmek mecburiyetinde bırakan aileler mevcut bu kızlarımızın, kadınlarımızın yaşları çalışmaya uygun olsa bile işsizlik sorununun hüküm sürdüğü bir dönemde herhangi bir tecrübeleri olmadan nafakasız hayatlarını idame ettirebileceklerini nasıl düşünebiliriz? Hele bir de bakmakla yükümlü oldukları çocukları varsa.

Yazımı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Akademisyenlerinden Mesut Öcal’ın söyledikleriyle tamamlamak istiyorum. Bu konu hakkında tez de yazan Mesut Öcal yoksulluk nafakası miktarının nafaka borçlusunu ekonomik darboğaza soktuğu söylemlerine katılmıyor ve “Türkiye’de yoksulluk nafakası ortalama 300-500 TL aralığındadır. Bu miktar ortalama bir yükümlünün maaşının 5’te birinden daha az. Durumun kendilerini icralık ettiğini, hapislere düşürdüğünü iddia edenlerin iddiaları pek de gerçekçi değil. Bu konuda asıl mağdur nafaka alacaklılarıdır ki çoğundan bu para ile geçinmesi beklenmekte. Amaç adaletsizliğin giderilmesiyse nafaka miktarlarının insani bir seviyeye yükseltilmesi gerekir” diyor. Öcal’ın önerisi nafaka süresinin takdirinin, alt-üst süre kısıtlaması olmadan hâkime bırakılması yönünde: “Hâkim somut olayın özelliklerine göre yoksulluğun ortadan kalkacağı süreyi tespit edip buna göre süreli yoksulluk nafakasına hükmedebilir. Bu sayede hem nafaka borçlusu için yıllara yayılan ağır bir yükümlülüğün sürmesi engellenecek, hem de nafaka alacaklısının iş hayatına katılımı teşvik edilecektir.”

Yorum sizlerin.

Kaynakça

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

56

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.