Bir hukukçu karşılaştığı sorunları farklı bakış açılarından değerlendirebilmelidir. Bakış açılarımızı değiştirebilmemiz için en çok ihtiyaç duyduğumuz şey kitaplardır. Tecrübe etmediğimiz konular hakkında karar vermek her zaman zordur. Ancak bir konuyu tecrübe etmesek bile okuyarak o konu hakkında bir fikrimiz olabilir. Bu yazımızda sizin için derlediğimiz kitaplar farklı sorunlarla karşılaşan insanların, sorunlara yaklaşımını anlatan ve onların tecrübelerini aktaran kitaplardır.
“Akıllı insanlar, başkalarının hatalarından ders alırlar.”
-David Joseph Schwartz
Ian McEwan – Çocuk Yasası
“Londra’da yaşayan, Yüksek Divan Aile Hukuku Dairesi’nin en başarılı ve ünlü hâkimlerinden Fiona Maye, özel hayatındaki kriz karşısında çaresizdir: Kocası Jack onu genç bir kadın için terk etmektedir. Fiona tam bu sırada kendini Adam Henry davasının hâkimi olarak bulur. On yedi yaşında bir lösemi hastası olan Adam, tedavisi için elzem olan kan naklini günah olduğu gerekçesiyle reddetmektedir. Onun kişisel haklarına saygı göstermekle bu hakları çiğneyerek hayatını kurtarmak arasında kalan Fiona, bir sonuca varabilmek için Adam’la görüşmeye karar verir. Bu görüşme ikisinin de hayatını değiştirecektir. ”
Bir hukukçu etik değerleri sorgulayabilmek ve etik kurallarını farklı açılardan inceleyebilmek için bu kitabı okumalı.
“Hayatımın en sıradışı, güçlü ve dokunaklı okuma deneyimlerinden biri… Bütünüyle çarpıcı, hassas dengeler üstüne kurulmuş, kusursuz işlenmiş ve çok güzel yazılmış bir roman.” (Alberto Manguel)
Sadakat Kadri – Dava
“Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?”
Uluslararası insan hakları davalarıyla tanınan avukat ve gazeteci Sadakat Kadri, Sokrates’in meşhur savunmasından engizisyona, cadı avından hayvanların yargılandığı mahkemelere, Nürnberg’den Stalin döneminin düzmece duruşmalarına, ırkçı önyargılardan savaş suçlarının yargılanmasına uzanan hattı izleyerek farklı hukuk sistemlerini ve tarihin ünlü ceza davalarını masaya yatırıyor. Alice’in harikalar diyarında çalıntı turtalar için kurulan mahkemeyi, toprağı eşelemekten yargılanan üç köstebeği ya da bir kan davasını anlatan Kuzey’in ünlü destanı Yanık Njáll’ı unutmadan, ayrıntıları ciddiye alarak, mizahı da ihmal etmeksizin yargılamanın tarihini usta bir hikâyeci diliyle aktarıyor.
Farklı dönem ve konular ekseninde ilerleyen Dava cezalandırma yöntemlerini sorgulayıp ceza davalarını takip ederken günümüze de damgasını vuran cadı avları, hukuksuz yargılamalar ve haksız kararlar üzerine yeniden düşünmeye vesile oluyor.
“Sadakat Kadri ceza davasının asırlar süren gelişimini zekâ ve mizahla örülmüş berrak bir dille takip ediyor. Etkileyici bir eser.” ( The Times)
“Büyüleyici, rengârenk ve hikâyelerle dolu… Kadri’nin panoramik bakışı okura günümüzün karmaşık dünyasını anlamakta yardımcı olacak ahlaki ve siyasi kavrayışlar sunuyor. Gerçek bir başarı.” (Guardian)
Kamil Ateşoğulları – Ölüm Cezası

“Evet “İdam Cinayettir”, devletin tasarlanmış bir biçimde, önceden soğuk kanlı bir biçimde insanı katletmesi edimidir. İnsanlığın en ilkel çağlarındaki, göze göz, dişe diş, kana kan anlayışının sözde çağdaş dünyaya uyarlanmış biçimidir. Artık idam cezasının, hiç bir caydırıcı bir etkisi olmadığı herkesçe kabul ediliyor.
Ne yazık ki, gerek Batıda, gerekse, Doğuda, idamın en inanılmaz biçimleri yaratılmıştır tarih boyunca. Bugün bunlar, insanlığın en karanlık sayfaları arasında anılıyor.
20. yüzyılın ikinci yarısı uygar dünyada peşpeşe yürürlükten kaldırıldı. Bugün Batı sistemi içinde idam cezasında ayak direyen iki ülke kaldı: ABD ve Türkiye… Türkiye’de en son idam cezası, 50 kişinin canını alan 12 Eylül rejiminin hemen ardından 1984 yılında Hıdır Aslan ve İlyaz Has’ın infazları ile uygulandı. O günden bu yana da uygulanmıyor. Politik kaygılarla yada öc alma gibi gerekçelerle uygulamaya koyulması, bir ayrımcılık anlamına geleceği gibi, yeni bir idamlar zincirinin başlamasına da yolaçabilir. Bu, ise tarihimizde yeni karanlık sayfaların açılması anlamına gelecektir. İşte bu sayfaların asla açılmaması için, 6 Nolu Ek Protokolün imzalanarak, ölüm cezasının kati olarak yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. İşte Kamil Ateşoğulları’nın önemli çalışması, idam cezasının tarihsel gelişimini sergilemesi yanında, bugüne kadar nasıl uygulandığını ve neden kaldırılması gerektiğini ayrıntılı biçimde anlatıyor.”
İdam cezası tarihte ve günümüzde verilen en ağır cezadır. Bir kişinin hayatını sonlandırmak ve hatalarını telafi etme şansının elinden alınmasıdır. İdam cezasının en iyi şekilde anlaşılabileceği hatta bu konuyla ilgili fikirlerinizin dahi değişmesine sebep olabilecek nitelikte bir kitap.
Jacques Chevallier – Hukuk Devleti

19. yüzyılın sonunda Alman hukuk doktrininde oluşturulan ve kamu hukukunun kurulması ihtiyacına yanıt vermesi için Fransa’ya aktarılan hukuk devleti teorisi, 20. yüzyıl boyunca kayda değer dönüşümlerden geçmiştir: Totaliter meydan okuma, normlar hiyerarşisine dayanan ‘biçimsel bir hukuk devleti kavrayışı’nın aşılmasını sağlamış; hukuk güvenliğinin ve temel özgürlüklerin güvence altına alınmasına öncelik tanıyan ‘maddi bir kavrayış’ ortaya çıkmıştır. Hukuk devleti, 80’li yıllardan itibaren, devletin konumuna ve rolüne ilişkin felsefi ve siyasal tartışmaların merkezinde yer almıştır: Artık hukuk devletine referans, ‘devlet müdahaleciliğine ve demokratik çoğunlukların muhtemel suistimaline karşı daha iyi korunma’ talebini desteklemeye hizmet etmektedir.
Forrest Carter – Küçük Ağaç’ın Eğitimi

Klasikleşmeye aday, çağdaş bir anlatıyla hüzünlenmek, coşmak, duyarlığınızı çoğaltmak; yitirilen insani değerlerin önünüze bir bir serildiğini ve damarlanızdaki kanın zaptedilmez biçimde kaynaştığını duyumsamak ister misiniz? Heidi’den Küçük Prens’e Anna Frank’tan Martı’ya Şeker Portakalı’ndan, Kardelen’e çocuk duyarlılığının insanları nasıl sevecenlikle ve sevgiyle doldurarak sarstığına tanıklık ettiniz mi? Öyleyse, hüzünlenmeye, coşmaya, sevgiyle dolmaya ve sarsılmaya bir kez daha hazırlanın. Çünkü, insanın özgürlük arayışının yeni bir simgesi olarak kabul edeceğiniz çağdaş bir insan destanını okuyacaksınız: Küçük Ağaç’ın Eğitimini. Körleştirilen, duyarsızlaştırılan bir dünyada, insani duyarlığın görkemli direnişini okuyacağınız Küçük Ağaç’ın Eğitimi ile yaşamı okumanın ve okuyarak yaşamanın keyfini çıkaracaksınız. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi… İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı, niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap.
İlber Ortaylı – Zaman Kaybolmaz

Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz. Herkes kendi talihinin mimarıdır. Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer.
Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.
[zombify_post]
0 Yorum