Eğitime verilen üç hafta arayı ve izole bir hayatı çekilebilir hale getirmek için şüphesiz en güzel yardımcılarımızdan birisi de kitaplar olacaktır.
Peki bir hukukçunun kesinlikle okuması gereken kitaplar nelerdir?
Farklı türlerden birçok kitabı sizler için derledik.
Faruk Erem – Bir Ceza Avukatının Anıları

“Bir tuhaftır ceza avukatlığı. Ayıplamayacaksınız, kızmayacaksınız, ağlamayacaksınız da. bunlar olmaz mı ? Olur. Ama hep içinizde olmalı. Bakışlarınızda kaçak bulunmasın. karşınızdaki suçlunun gözlerinin içine bakın, dostça. Orada derdini dökmek isteyen -insan-ı göreceksiniz. Bundan sonrası kolaylaşır. ‘insan, insanın zehrini alır.’ derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur.”
Kitap, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, 1913-1998 yılları arasında yaşamış ve Türkiye Barolar Birliği’nin ilk başkanı olan ceza hukukçusu Faruk Erem tarafından yazılmıştır.
Faruk Erem, Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitabında kendi tecrübelerini bazen duygusal bir dille bazen dönemindeki hukuk sistemini eleştirerek dile getirmiştir.
Kitap, ilk olarak Faruk Erem’in idam cezası istenen bir sanığı savunduğu anısı ile başlar. Birçok suçu ve suçluyu farklı açılardan tanıyabileceğiniz bir eser. Bir ceza avukatı olmanın nasıl hissettirdiğini size içtenlikle anlatan bir kitap.
Yılmaz Biçer – Acemi Savcı

“2 yıl süren yargıçlık stajı sonrasında asıl istediği yargıç olmaktı ama olmadı. Bakanlık onu Kumru’ya savcı olarak atadı.
1964 yılının Nisan ayında, Ordu’nun Kumru İlçesi’ne doğru yola çıkan Yılmaz Biçer, Türk filmlerinin acımasız savcı figürünü de unutmadan, 1960 Anayasası’nın yarattığı bağımsız yargı kavramının içini doldurabileceğine dair umuduyla yola çıktı.
Kumru, 1960’ların Türkiye’si için oldukça küçük bir ilçe. Ama adalet sisteminin işleyişi ile ilgili süreç, Türkiye’nin diğer parçalarından çok da farklı değil.
Yazarın Kumru’da geçirdiği zamanın bütünü boyunca görülüyor ki; hukuk sisteminin o gün içinde bulunduğu açmazların büyük kısmı küçük değişikliklerle bugün de varlıklarını korumaya devam ediyor.
Kitapta genç hukuk adamlarının, hukukun uygulama biçimi, adliyelerin yapısı, halkın ve bürokrasinin hukuk algısı, suç ve suçlunun tanımı gibi temel noktaların doğru anlaşılmasıyla ilgili birçok konuda, bugün de geçerliliğini kaybetmemiş ders niteliğinde anılar bulunuyor.”
Eğer gelecekte savcı olmaya düşünüyorsanız veya geçmişteki savcıların nasıl çalıştığını merak ediyorsanız size son derece faydalı olacak bir eser. Her hukukçunun okuması gereken bir kitap.
Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü

“Bu kitabın ortaya çıkış nedenini anlayabilmemiz için önümüzde iki seçenek var: Ya gerçekten sefil bir adamın son düşüncelerini yazmış olduğu sararmış; düzensiz bir kağıt tomarı söz konusudur ya da bu adam; bir insana, sanatın yararına doğayı inceleyen bir hayalpereste, bir filozofa, bir şaire rastlamıştır, kim bilir? Belki de kendisine egemen olan ya da daha doğrusu kendisini teslim ettiği ve ancak bu kitaba aktararak kurtulabildiği bir düşlemdi onun bu düşüncesi. Okur, bu iki açıklamadan istediğini seçebilir, istediği gibi yorumlayabilir.”
Kitapta bir cinayet işleyerek idama mahkum edilen bir adam ölümü beklemektedir. Bu bekleyiş sırasında mahkumun düşündükleri ve hissettikleri detaylı bir şekilde anlatılmış.
“Bağlayın ellerini, çırpınmasın ölüme giderken! Saçlarını da tıraş edin, kesilen kafası güzel görünsün! Gömleğinin boynunu kesmeyi unutmayın, bıçak güzelce koparsın kafasını! Ha birde söyleyin dışarıdaki insanlara, az kaldı istedikleri vahşet gelmek üzere! Merhamet diyorum, doğadaki tüm canlılarda sınırsızca bulunan merhamet neden biz insanoğlunda yok.”
Frederic Bastiat – Hukuk

“19. yüzyılda yaşamış Fransız filozof Frederic Bastiat’nın eserleri, muhteşem dili ve güçlü muhakemesi ile tanınır. Hukuk, sade anlatımına rağmen, entelektüel tartışma güdeminin baş sıralarını işgal etmekte olan konulara hayranlık uyandırıcı bir açıklıkla yaklaşmaktadır. Bastiat zamanının ve zamanımızın kolektivist, özgürlük karşıtı, düzenlemeci, dağıtımcı, yağmacı mantığını yerle bir etmektedir. Hukukun yozlaştırılmasının ve yağmacılığın aracı haline getirilmesinin insanlığa ve medeniyete verdiği zararları bir göstermektedir. Hukuk, sade insan duyulan güveni yansıtmakta ve aydınları diğer insanlara saygı duymaya davet etmektedir.”
Hukuku bir bütün olarak düşünmeyi bize öğreten, her hukukçunun hukukun kaynağını öğrenebilmesi ve hukukun gelişim sürecini analiz edebilmesi adına kesinlikle okuması gereken bir eser.
Platon – Sokrates’in Savunması

“Diğer insanlara az da olsa yardım etmek isteyen biri, yaşayıp yaşamayacağının hesabını hiç yapmamalıdır. O insan sadece yaptıklarının adil olup olmadığına, iyi insanlara yaraşıp yaraşmadığına bakmalıdır.”
“Defalarca ölecek olsam bile, başka şekilde davranmam mümkün değil.”
Sokrates’in öğrencilerine, dostlarına anlattığı fikirler Atinalılarca kentin tanrılarına düşmanlık ve yeni tanrılar yaratmak olarak anlatılır. Bu yüzden, Atinalılar Sokrates’in yargılanmasını ister. Dostları Sokrates’i savunmak istese de Sokrates iyi bir hatip olduğu ve Atinalıları ikna edebileceğini düşündüğü için kendi kendini savunur.
Demokrasi, savunma, yargılama, felsefe, ölüm cezası, adelet ve eşitlik gibi kavramların derinlemesine incelenebileceği, felsefi niteliğe sahip ölümsüz bir eser.
İskender Pala – Kadılar Kitabı

“Kadılar Kitabı, bilimsel bir iddiadan öte, kültürel bir gaye taşır. Kadılarla ilgili birtakım anekdotlar, epizotlar, uydurma da olsa tarihe yansımış öyküler ve fıkralar kenarda köşede kalmasın, derlenip iki kapak arasına girsin ve böylece okuyucu tarih boyunca hukuk serüvenimizle alakalı fikirlerini kendisi oluştursun, eğer hukuk ile yakından ilgiliyse tavırlarını ona göre düzenlesin, eski meslektaşlarının hayatlarından kesitler görerek kendisini yeniden formatlayabilsin.
Çünkü denilmiştir:
Bulunmazsa adalet milletin efrâdı beyninde
Geçer bir gün zemine, arşa çıksa pâye-i devlet
Vatandaşlar arasında adalet ve eşitlik kaybolunca, itibarı arşa çıkmış olsa da, devlet, bir gün yerin dibine geçer.”
Aysel Çelikel – Adalet Yoksa Gelecek de Yok

“Aysel Çelikel, okuryazar oranının düşük, kadınlarınsa neredeyse okul yüzü görmediği yıllarda doğdu ama annesi “Benim kızım okuyacak.” dedi. Büyürken toplumun yaralarının neredeyse hepsine dokundu; kadınların çıkışsızlığına, veremden zamansız ölümlere, yol vergisine, ekmek karnesine, varlık vergisine, 6-7 Eylül’e… Hukuk fakültesine girerken “Avukat olup, kadınları kurtaracağım,” diye düşünüyordu. İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nde hâlâ “Kadın asistanla çalışmam,” diyen hocalar varken akademik yolculuğuna başladı. Uluslararası Hukuk Kürsüsü’nde Türkiye’de bir ilk olan çalışmalara imza attı. Kişiliklerine gösterdiği saygıyla öğrencilerini, rekabetten uzak, sorumluluğu paylaşmaya dayalı çalışma anlayışıyla da meslektaşlarını etkiledi. Bu da onu İstanbul Hukuk Fakültesi’nin ilk kadın dekanlığına taşıdı.”
İdealist ve mücadeleci bir hukukçu tanımak ve başarılarını görmek için ve özellikle ilham almak için her hukukçunun okuması gereken bir kitap.
[zombify_post]
0 Yorum