Bu yazı Mürvet Senem Çetin, Zehra Durmuş, Beste Bardakçı ve Ekin Uluç tarafından yazılmıştır.
–
Genelge
Bu yazıda İçişleri Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu “Market Tedbirleri Genelgesi” ve bu genelge kapsamında getirilen temel hak ve hürriyet kısıtlamalarının hukuka aykırılığı incelenecektir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, temel hak ve özgürlükler olağan dönemde sadece ve sadece parlamento bünyesinde çıkarılacak kanunlarla sınırlandırılabilmektedir. Bu sebeple bizler, bu genelgenin hukuka uygunluğunu tartışmakta bir beis görmemekteyiz.
Genelgede yer verilen “zorunlu temel ihtiyaç” kavramı elbette ki yoruma muhtaç olup, market ve zincir süpermarketlerde satışı yapılabilecek ürünler tek tek sayılmak suretiyle, numerus clausus prensibiyle düzenlenmediğinden biz vatandaşlar olarak hangi raftan hangi ürünü genelgeye uygun bir şekilde satın alabileceğimizi öngörememekteyiz.
Söz konusu tartışma her şeyden önce hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi bağlamında ele alınmalıdır. Hukuki güvenlik ilkesi, idarenin işlem ve eylemlerinin önceden öngörülebilir olmasını, keyfiliğe yer vermeyecek şekilde ve sınırları çizilmiş bir takdir yetkisi ile düzenleme yapılmasını öngörmekle beraber, hukuki belirlilik ise kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, bireyin hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki yaptırımın ve sonucun bağlandığını açıkça gösterecek aynı zamanda da haklı beklentilerini bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını içerir. Hukuk devleti ilkesinin bu iki temel prensibinin çiğnenmesi durumunda temel hak ve özgürlükler hukuka aykırı bir şekilde sınırlandırılacak, idarenin keyfiliği gündeme gelecek ve bu keyfilik vatandaşlar için öngörülemez olduğundan halkın adalete ve devlete duyduğu güven sarsılacaktır.
Bütün bu ilkeler ışında genelgenin adeta belkemiğini oluşturan “zorunlu temel ihtiyaç” kavramının hukuki belirliliğe aykırılık oluşturduğu çok açıp olup, hukuki istikrarın sağlanması açısından bir zedeleyicilik söz konusu olmuştur.
–
1. Anayasa
1061 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27 .maddesine göre İl ve Hıfzıssıhha Kurulları, olağan dışı durumlarda tedbir almak ve kamu sağlığını korumak ile yetkilidir. Aynı kanunun 72. maddesine göre, UHK m. 52’deki hastalıklardan herhangi birinin toplum sağlığını etkileyecek derecede yayılması durumunda tedbirler uygulanmaktadır. Hıfzıssıhha kurulları meclislerinde her il ve ilçede bölgenin yerel gereksinimleri dikkate alınarak uygulanacak olan tedbirlere karar verilir.
İçişleri Bakanlığı’nın 81 il valiliğine göndermiş olduğu Market Tedbirleri Genelgesi’ne göre, 7 Mayıs 2021’den itibaren zincir ve süper marketlerde T.C. vatandaşları zorunlu temel ihtiyaçları kapsamındaki ürünler dışındaki hiçbir ürünü satın alamayacak. Bahsi geçen zorunlu temel ihtiyaçlar ise temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra yalnızca hayvan mamaları ile parfümeri ve makyaj malzemeleri harici kozmetik ürünleridir. Bunların dışında kalan; alkol, elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, züccaciye vb. Ürünlerin satışına izin verilmediği gibi kimi marketlerde hijyenik pedlerin de satışına izin verilmemekte.
Hükümetin uygulamaya çalıştığı düzenlemeye göre, halk evlerinde kalacak ve dışarı ancak zaruri ihtiyaçları için çıkacak. Halihazırda uygulanan diğer kısıtlamalar ile birlikte kısıtlamaların yoğunluğu ciddi seviyelere çıkarıldı. Evlerinde kalmak mecburiyetinde olan insanlar her gün dışarıda gezi amaçlı gezen insanları gördü pencerelerinden. Çalışma izni belgesi alan kişi sayısı 7 milyon 30 bin 446’ya ulaştı. Geçtiğimiz hafta medyada İstanbul metrosununyoğunluk sebebiyle ek seferler düzenlemek zorunda kaldığı yönünde birçok haber yapıldı. Çelişki dolu, neyin yasak olmadığı belli olmayan ve basit olduğu, herhangi bir soru işaretinin olmadığı söylenen bu salgın dönemi kısıtlamaları artık temelde İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne ve Anayasa’ya aykırı hale gelmeye başladı.
Öncelikle geçtiğimiz günlerde sosyal medyanın gündemine oturan “marketlerde alkollü içeceklerin satışının yasaklanması” konusunu ele alalım.
13 Nisan 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısında alınan kararlar doğrultusunda 14 Nisan 2021 Çarşamba’dan itibaren iki haftalık kısmi kapanma sürecine girilmişti. 14.05.2021 tarihli ve 6638 sayılı Genelge ile bazı kısıtlamalar getirilmişti. Daha sonra yapılan kabine toplantısında genelgede, yazılı tedbirlere yenilerinin eklenmesi kararlaştırılmıştı. Genelgeye eklenen maddeler doğrultusunda Sokağa Çıkma Kısıtlaması, Şehirler Arası Seyahat Kısıtlaması, Denetim Faaliyetlerinin Etkinliğinin Artırılması, Sokağa Çıkma Kısıtlamasından Muaf Yerler ve Kişiler Listesi gibi başlıklarda değişikliğe gidilmişti. Genelgenin m. 7/4’e göre tüm gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan tam kapanma döneminde, vatandaşlarımızın sadece temel ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla açık tutulacak fırın, market, bakkal, kasap, manav, kuruyemişçi ve tatlıcı gibi iş yerlerinin çevresindeki denetimlerin artırılmasına karar verilmişti.
Genelgenin hiçbir yerinde temel ihtiyaçların ne olduğuna dair bir tanımlama ya da marketlerde satılmasına müsaade edilmeyecek ürünlerin tam bir listesine yer verilmemiştir. Buna rağmen, 4 Mayıs 2021 tarihinde 81 İl Valiliğine “Market Tedbirleri” başlıklı bir genelge gönderilmiş ve satışına müsaade edilmeyecek ürünlerin neler olduğu konusunda şu açıklama yapılmıştır:
- 7 Mayıs 2021 Cuma gününden itibaren marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra sadece hayvan yemi, mamaları ile kozmetik ürünleri (parfümeri ve makyaj malzemeleri hariç) satılabilecek.
- Daha önce getirilen alkollü ürün satışı kısıtlamasının yanı sıra marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, zücaciye vb. ürünlerin satışına izin verilmeyecek.
Öncelikle alkollü içki satışının daha önce kısıtlanması konusunda herhangi bir ibare olmayan genelgelerde alkollü içki satışının yasaklanmasının hukuki bir dayanağı olmamakla birlikte bu yasaklama “hukuk devleti” ilkesiyle çelişmektedir. Alkollü içeceklerin satışının yasaklanması diğer devletlerin uygulamalarına ve genel sağlığa dayandırılsa da bazı baroların yasağa karşı açtığı yürütmenin durdurulması üzerine açılan davalardaki dilekçelerde belirtildiği gibi, yasağın kamu yararına dayandırılamayacağı ve salgın ile ilgili olmadığı ortadadır. Belirtilen alkol yasaklarının herhangi bir hukuki dayanağının olmaması T.C. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan ‘’hukuk devleti’’ ilkesine aykırıdır.
Alkollü içkilerin tüketilmesinin bazı dinlerde yasak olması ve uygulanan bu kısıtlamaya herhangi bir dayanak getirilmemesi, kısıtlamanın mevcut iktidarın politikalarına dayanıp dayanmadığını düşündürüyor. Öncelikle böyle bir yaklaşımın Anayasa’nın 24. maddesinde yer alan “Din ve Vicdan Hürriyeti”ne ve “laiklik” ilkelerine aykırı olduğunu söyleyelim.
Savaş, seferberlik, ayaklanma, doğal afet ve salgın hastalıklar döneminde Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilip TBMM’de onaylanmaktadır. Bununla birlikte temel haklar, kişi hak ve ödevleri ile siyasi hak ve ödevler yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Ayrıca, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Her ne sebeple olursa olsun (Anayasa m. 13) genelge ile temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanamayacağı gibi hiçbir hukuki dayanak olmaksızın alkol, kozmetik, kırtasiye ürünlerinin satın alınması noktasında kişilerin “sözleşme hürriyeti” kısıtlanamaz. (Anayasa m. 48)
–
2. İnsan Hakları
10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”, insan haklarının evrensel ve etkin olarak tanınıp uygulanmasını hedefleyen bir bildirgedir. Avrupa Konseyi’nin amacı ise konsey üyeleri arasında daha sıkı bir birlik oluşturulması, insan hakları ile temel özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, dünyada barış ve adaletin asıl temelini oluşturup korumak ve bir yandan gerçekten demokratik bir siyasal rejime diğer yandan insan hakları konusunda ortak bir anlayış ve ortaklaşa saygı esasına bağlı olan bu temel özgürlüklere derin bağlılıklarını bir kez daha tekrarlayarak, aynı inancı taşıyan ve siyasal gelenekler, idealler, özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü konularında ortak bir mirası paylaşan Avrupa devletlerinin hükümetleri sıfatıyla, Evrensel Bildiri’de yer alan bazı hakların ortak güvenceye bağlanmasını sağlama yolunda ilk adımları atmaya kararlı olarak anlaşmışlardır. Buna göre, tüm insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdan ile seçme seçilme hakkı ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğüne sahiptir.
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. (m.1) İnsan haklarına göre herkes ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da inanç, milliyet, zenginlik, doğuş ayrımı yapılmaksızın eşit ve özgürdür. (m.2) Aynı zamanda bu özgürlükler, başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu çerçevesi içerisindedir. Birçok hakkın yanında sorumluluk da vardır. İmzacı devletlerin bu hakları vatandaşlarına sağlamaları ve pratik uygulamaların geçerli kılmak sorumlulukların vardır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinde kararların bağlayıcılığı ve infazı düzenlenmiştir. Üye devletlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen esaslara uygun davranmamalarının müeyyidesi AİHM’de verilen hak ihlali kararları neticesinde hakları ihlal edilen vatandaşlara ödeyeceği tazminattır. Bundan başka yaptırımlar da vardır. İçlerinden en önemlisi sözleşmeci devletin uluslararası hukuk camiasında söz hakkının azalması olarak gösterilebilir.
Genelgedeki düzenlemelere baktığımızda, marketlerde alkollü içki satış yasağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesindeki ayrımcılık yasağının ihlali niteliğindedir. Şöyle ki; uygulanan yasağın dayanağı mevcut olmayıp toplum sağlığına ilişkin bir gerekçenin bulunmaması, AİHS m. 14 deyimiyle vatandaşların din, siyasal veya diğer kanaatleri kapsamında ayrımcılığa tabi tutulduğunu göstermektedir. Olağanüstü hal ilan edilmeksizin idarenin düzenleyici işlemleriyle temel hak ve özgürlüklere sınırlamalar getirilmesi sözleşmenin “Haklara Getirilecek Kısıtlamaların Sınırlanması” başlıklı 18. maddesinin aynı zamanda sözleşmenin 17. maddesinin ihlali niteliğindedir. “Bu sözleşmedeki hiçbir hüküm, bir devlete, topluluğa veya kişiye, sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi veya bunların sözleşmede öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmalarını amaçlayan bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı verdiği biçiminde yorumlanamaz.” şeklinde belirtilen 17. madde, devletin sahip olduğu düzenleme yetkisinin sınırlarını da belirtmektedir.
–
3. Sosyal Medya
İçişleri Bakanlığı’nın 81 ilin valiliklerine gönderdiği genelge ile 7 Mayıs’tan itibaren temel ihtiyaçlar hariç bütün alkollü içecekler, kozmetik, elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim, hırdavat, züccaciye gibi ürünlerin satışının yasaklanması, sosyal medyada da tepki topladı. İnsanlar temel ihtiyaçların hangi kriterlere göre belirlendiğini tartışır hale geldi. Genelgede satışına izin verilmeyen ürünler açıkça belirtilmediği için özellikle, hijyenik ped, duş jeli gibi malzemelerin şeritlerle çevrilip satışına izin verilmemesi, bazı ürünlerin satışının satıcının inisiyatifine bırakıldığının göstergesi. Özellikle sosyal medyada ihtiyaçların kişiden kişiye değiştiğine, yasaklanan malzemelere talebin zaten temel ihtiyaçlardan fazla olmadığına ve bu sebepten kimsenin marketlerde kalabalık oluşturmadığına, özgürlüklerin kısıtlandığına, bu yapılanın herhangi bir hukuki dayanağı olmadığına dair tepkiler verilmiştir. İlk olarak hafta sonlarında başlayan, sonrasında tam kapanma sürecinin tamamına yayılan alkollü içecek kısıtlaması sosyal medya haricinde tekel bayi sahipleri, Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı gibi kişiler tarafından protesto edildi ve yasaklara uyulmayacağı söylendi. Sosyal medyada bu yasakların yasal olup olmadığı, Anayasal hak ve özgürlüklerin ancak kanunla yasaklanabileceği ve genelgenin böyle bir yetkisinin olup olmadığı tartışılmıştır.
–
4. Marketlerde Hijyenik Ped Satışına İzin Verilmemesi
Son olarak, hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın kadın pedi satışının yasaklanmasına ilişkin eleştirilerimizi eklemek istiyoruz. Twitter’da da gündeme oturmuş olan belirli A101 zincir marketinin “7 Mayıs Cuma gününden itibaren mağazalarda parfümeri ve makyaj malzemeleri, elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, züccaciye vb. ürünlerin satışı yapılmayacaktır.” ifadelerine yer verdiği fotokopi kağıdını hijyenik pedlerin önüne asması, bazı Migros marketlerde hijyenik pedlerin önüne şerit çekilmesi hem Anayasa’ya hem de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne aykırılık teşkil etmektedir. Böylece, kadınların temel hak ve hürriyetlerini kısıtlarken insan olmalarından doğan haklarını da kullanmalarını da engellenmektedir. Kadın pedi temel bir ihtiyaçtır. Hiçbir genelgede ve kanunda böyle bir ihtiyacın yasaklanması söz konusu olmadığı gibi hijyenik pedlerin önüne şerit çeken firmaların hukuka ve evrensel insan haklarına aykırı bir eylemde bulunduklarını düşünüyoruz.
Yazımızı Walter Lippman’a ait bir söz ile bitirmek istiyoruz:
“Özgür bir toplumda devlet insanların işlerini yönetmez. Kendi işlerini yürüten insanlar arasında adaleti yönetir.”
[zombify_post]
Ekici tebrikler sana başarılar dilerim
Çok teşekkür ederim. Beğemenize çok sevindim. Diğer yazılarımızda görüşmek dileğiyle…
Son derece verimli bir çalışma oldu. Ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Değerli LawTudent ailesi,
Ortak çalışmamızdan ben de çok memnun kaldım. Ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim.